5 Eylül 2010 Pazar

NEHİR HAYATINI KAYBETTİ!

Ne yazık ki Nehir, çok sevdiği halasının yanına geldiğini göremeden, blogunun yeni şablonundaki yavru pandanın minik kırmızı kurdelasını göremeden, verdiği yaşam mücadelesini kaybetti.
Mekanın Cennet, melekler yoldaşın olsun.
Nehir'i sevenlere ve ailesine sabırlar diliyorum.

Zeynep Hanım dün blogunda bu zor açıklamayı yaptı.
Nehir'im Akıyor

23 Temmuz 2010 Cuma

ÖMÜR DEDİĞİN...

Bugünlerde TRT 1'de hafta içi saat 08.30'da "Ömür Dediğin" isimli bir belgesel yayınlanıyor.
İlk yayınlandığı zamanlarda da takip ettiğim belgesel tam ibretlik bir program.
Belgeselin konusu, ömrünün çoğunu görmüş geçirmiş, yaşı kemale ermiş insanlarla yapılan röportajlardan oluşuyor.
Röportaj yapılanlar değişik illerden seçilmiş.
Zenginide var, yoksuluda, ünlüsüde var, sade vatandaşıda.
Bazısı evlatlarından gereken ilgiyi ve alakayı görüp, mutlu bir yaşlılık geçirsede ne yazık ki pek çoğu tek başına yaşam savaşı veriyor.
Eğer eşleri hayatta ise bir çarede, eşi vefat edipte yalnız kalanların durumu daha vahim.
En çok çocuklarının kendilerini arayıp sormamasından,
gençliklerinde rahat rahat yapabildikleri pek çok şeye artık güçlerinin yetmemesinden,
başkalarına muhtaç olmak zorunda kalmaktan dertleniyorlar.
İzleyenlere, iç hesaplaşma yaptırıp "acaba yaşlanınca ben ne durumda olacağım?" dedirten bir belgesel.

Birde Zülfü Livaneli'nin bestesini yaptığı, billur gibi sesi ile Emel Taşçıoğlu'nun seslendirdiği müziği var ki, dinledikçe içiniz titriyor.

ÖMÜR DEDİĞİN...

Bir insan ömrünü neye vermeli
Harcanıp gidiyor ömür dediğin
Yolda kalan da bir yürüyen de bir
Harcanıp gidiyor ömür dediğin.
Yüreğin ürperir kapı çalınsa
Esmeyen yelinden hile sezerler
Künyeler kazınır demir sandıkta
Tükenip gidiyor ömür dediğin.
Dışı eli yakar içi de seni
Sona eklenmeli sözün öncesi
Ayrılık gününün kör dereleri
Bölünüp gidiyor nehir dediğin.
Bir insan ömrünü neye vermeli
Para mı onur mu taş diken bir yol
Ağacın köküne inmek mi yoksa
Savrulup gidiyor yaprak dediğin.

Vaktiniz varsa kaçırmayın izleyin, annenizin babanızın kıymetini bilin.

1 Temmuz 2010 Perşembe

ÜNİVERSİTE SINAVLARI

Sonunda üniversite sınavları bitti.
Bu yıl yeni denenen bir sistem sebebi ile çocuklar sınavdan sınava girerek, velilerde çocuklarını sınavlara yetiştirmenin telaşı ve kapı önlerinde sınav sonunu bekleyerek helak oldu.
Sınava mı girdik, strese mi girdik belli değil.

Bu yıl benim kızımda bu yeni sistemle üniversite sınavlarına girdi.
11 Nisan'daki ilk sınavı da sayarsak bu yıl tam 4 sınava girmiş oldu.
Sınav yerlerimizin hepsi farklı yerlerdeydi.
1.sınava; Fatih,
2.sınava; Laleli,
3.sınava; Alibeyköy,
4.sınava; Çapa' da girdik.
Girdik diyorum çünkü pek çok veli gibi bende kızımın sınavı boyunca dışarıda bekledim.
Bazı okulların bahçesi ya hiç yoktu, yada çok küçüktü.
Bahçe seçeneği olmayan okullarda duramadık, mecburen veliler olarak vakit geçirecek alternatif yerler bulmak zorunda kaldık.
Okulların civarındaki bütün cafe ve parklar sayemizde doldu taştı.
Sıcak günlerde küçük su satışı tavan yaptı.
Can sıkıntısından gazeteler ikişer, üçer adet alındı, yine sayemizde o günkü gazeteler tirajlarını arttırdı : )
Sınav yerini bulmak ise ayrı bir stres kaynağı oldu.
Hiç bilmediğiniz bir semtte okul aramak zorunda kalıyorsunuz.
Neyse ki bizim ulaşım sorunumuz olmadı ama ya özel arabası olmayıp, toplu taşıma araçları ile hiç bilmedikleri semtlerde fellik fellik okul arayan aileler?
Mecburen taksiye binip, evladını okula yetiştirenler?
Vel hasıl, bu sınav sistemi velileri değil ama esnafı epey sevindirdi.


Son söz;
Yeni sistem üniversite sınavı hepimize hayırlı uğurlu olsun.
Rabbim herkesin gönlüne göre versin, başarılı olan kazansın!

20 Haziran 2010 Pazar

HAİN SALDIRIYI KINIYORUM!

Kahrolasıca PKK yine gencecik fidanlarımızı, evlatlarımızı şehit etti.
Hakkari Şemdinli'de gece yarısı gerçekleştirilen hain saldırıda 11 askerimiz şehit oldu, 14 askerimiz ise yaralandı.
Şehit olan askerlerimize Allah'tan rahmet, ailelerine başsağlığı ve sabır, yaralanan askerlerimize de acil şifalar diliyorum.

KARA HABER
Gencecik fidanlar cansız düştü yere,
Hepsinin umutları vardı tezkere alırsam diye,
Dönünce yeni bir hayat kurup, başlayacaklardı işe,
Aileleri hayaller kurdu onların yerine,
Evladım gelecek, yuvasını kuracak, bana torun verecek diye,
Bugün kara haber geldi eve,
Oğlun şehit olmuş dediler ne çare,
Ateş düştüğü yeri yakar,
Fayda etmez hiç bir avuntu ve vakar,
Evlat gitti gelmeyecek,
Bu hep böyle mi devam edecek?
Bu gidişe kim "dur" diyecek?

Muhterem Erdoğan/ 20.06.2010

5 Haziran 2010 Cumartesi

BOYKOT LİSTESİ

 *Bu yazı ve resimlerin tamamı "Jibek ve Cahide" blogundan alınmıştır.

DAMN israel! BOYCOTT! 

Ey iman edenler! Yahudileri ve hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden kim onları dost edinirse, şüphesiz o onlardan olur. Şüphesiz Allah, zalim kavmi doğru yola iletmez.(Mâide 51)

Allah’ın rahmeti, merhameti, yardımı müslümanların üzerine olsun.Amin.

Gerek gemide şehid edilen vatandaşlarımıza, gerekse vatani görevinde şehid edilen askerlerimize Allah cc.’tan rahmet diliyoruz, yakınlarına Rabbim sabır ihsan buyursun.
Hepimizin yürekleri acılı, gözleri yaşlı, dilleri her an dualı, uykularımız bölük börçük, huzurumuz kaçtı, tahammülümüz kalmadı değil mi? FİLİSTİN bu duyguları, en şiddetli şekliyle yıllardır yaşıyor! Yabancı basınlardan edindiğim bilgilere göre, her ırktan, dinden, duyarlı insanların israil vahşetini boykot için ciddi çabalar sarfettiğini öğrendim. Meşhur sanatçılar, israildeki milyon dolarlık konser anlaşmalarını “israilin aşağılık eylemlerinin farkındayım, içgüdü ve vicdani duygularım buna müsade etmez” diyerek iptal ediyorlar. İngilteredeki her dinden ırktan insan, ellerinde pankartlarla israili kınamak için yollara dökülmüşler, israili neden boykot etmeliyiz adlı broşürler bastırımışlar, çünki kandırıldık! çünki! çünki! diye başlayan ve bir bir sıralanmış gerçekleri caddelerde dağıtıyorlar. Rahman ve Rahim cc. onları hidayetle şereflendirsin. amin.
Onlar birbirlerinin dostu olduğu halde bu vahşete kayıtsız kalamıyorlar tepkilerini fiili olarak gösterebiliyor ama ne acıdırki internetteki Türk grupları, israili protesto duyurusunun başında, İHH “islamcı-dinci” lerin yoğun olduğu bir grup, “protestolarda tekbir getiriliyor” diye rahasızlıklarını dile getiriyorlar ve ”protestolar birtek grubun tekelinde kalmamalıdır.İnsani ve kitlesel bir tepkiye dönüşmelidir ” diyerek ayrımcılıklarını vurgulamayıda ihmal etmiyorlar.  
Kardeşler , gün gaflet uykusundan uyanma günüdür! Bu uyanış, birdaha uyumamak üzere bir silkiniş olmalı inşallah.
En aktif siyonist grupların başında gelen bu markalara israiltarafından ”siyon dostu takdir ödülü” veriliyor. Starbucks kafelerinde kahve içmeyi, marka kıyafetler giymeyi, büyük bir ayrıcalık gibi gören kendini özel hisseden müslüman tüketicelerede bu ödülden verilmeli! çünki onlar (bilinçsiz müslüman tüketiciler) israil için gerçekten özel müşteriler!

Yukarıdaki resimde, starbucks firması, “Afgan işgaline gururla hizmet ediyoruz” sloganıyla Afganistandaki amerikan askerlerine ücretsiz kahve ulaştırıyorlar. Bizler de, gururla olmasada şuursuzca onlara hizmet ediyoruz. Çünki bu firmaların islam düşmanlığını destkeldiğini bildiği halde, müslüman görünüşlü hanımlarımızın bu kafelerde keyifle kahvelerini yudumlarken görmek kayıpların en acısı olarak yüreğime oturuyor :( Allah rızası için artık bilinçlenelim! 

Bu boykot mallarından yıllardır hepimiz haberdarız, peki ben almıyorsam sen almıyorsan komşum almıyorsa bu firmalar neden iflas etmedi? neden dimdik ayaktalar ve takdir ödüllerine layık görülüyorlar? Yazıyı uzatmamak için çok kesintiye uğrattığım notlarımdan şu bilgileride paylaşmadan geçemiycem. The Guardian gazetesinin gündeme getirdiği bilgilere göre, Coca Cola firması Hindistandaki ürünlerinde 30 kat daha fazla böcek ilacı kullanmasının yanısıra doğumda sorunlar oluturan ve kansere sebep olmakla suçlanan yasaklanmış maddeler içermektedir. Kolombiyadaki Coca cola firması şişeleyici olarak çalışan işçilerini, boykota katılmaları halinde yasadışı askeri birlikleri kullanarak öldürecekleri tehtidiyle sindirme politikası uyguluyor. Bu sene Ramazanı Şerif nasip olursa sıcak zamanlarda geçicek, Coca Cola firması herzamanki ramazana özel hazırladıkları reklamlarını daha da özendirici halde sunucaktır, sizi kandırmalarına izin vermeyin!
Bu boykotu neden yaptığımızı, alışıkanlıklarımızdan neden “vazgeçmemiz” gerektiğinin cevabını kendimize verebilirsek eylemimiz bilinç ve istikrar kazanıcak Allah’ın izniyle. Kavli ve fiili dularımızı Rabbim kabul buyursun.
Boykot listesinin resimli hali, göz aşinalığıyla daha akılda kalıcı olması açısından ve çocuklarımızında bu konuda bilinçli olması için birer kağıt çıkışını alıp en azından buzdolabımızın üzerine asalım lütfen.

1 Haziran Salı sabahı New York sokakları, israilin kanlı politikasını protesto etmek için toplanan yüzlerce duyarlı insanlarla dolup taştı. israilin kendi yahudi halkınında bu haksızlığa tepki göstererek israili kınaması dikkat çekici.

Boykot listesi kaynak: 
(http://forum.vatan.tc/en-kapsamli-boykot-listesi-t36607.0.html) Fotoğraf: by John Penley.

1 Haziran 2010 Salı

UMUT YOLCULARI

UMUT YOLCULARI 
Mavi Marmara umutla çıktı yola, 
Amacı yardım götürmekti Filistin Halkına, 
Her şey yolunda gidiyordu yolculuğun başında, 
Aralarında birde bebek vardı 1 yaşında, 
 Kendini Devlet! sanan İsrail çıktı karşılarına, 
Devlet terörü uyguladı tüm umut yolcularına, 
Dünya liderleri sessiz kaldı bu vahşi uygulamaya, 
Çünkü yardım gidiyordu Müslüman Filistin Halkına, 
Türkiye sessiz kalmadı, kalmayacak, 
Her zaman Filistin Halkı'nın yanında olacak, 
İsrail malları daima boykotta kalacak. 
 Muhterem Erdoğan / 01.06.2010 
Ve son söz; 

Filistin halkına destek olmak için yapabileceğiniz en faydalı işlerden biriside İsrail ve Amerikan ürünlerini almayarak boykot etmek.

21 Mayıs 2010 Cuma

BEN BİR MADENCİYİM!

Zonguldak'ta yaşanan maden kazasında hayatını kaybeden maden işçilerine Allah'tan Rahmet, kederli ailelerine başsağlığı ve sabır diliyorum.

BEN BİR MADENCİYİM!
Ben bir madenciyim, bu vatanda,
İşim maden çıkarmak yedi kat yer altında,
Bu işte ekmek aslanın ağzında,
Eşimin, çocuklarımın gözü kapıda,
Bazen patlama olur maden ocağında,
Bütün ailelerin yüreği ağzında,
Ne yazık ki hepimizin kefeni sırtında!...
Muhterem Erdoğan / 21.05.2010

17 Mayıs 2010 Pazartesi

TARAFTARDAN FENERBAHÇE'YE

Dün akşam bir tarih yazıldı.
Türkiye liglerinde Trabzon'dan sonra bir Anadolu takımı daha lig şampiyonu oldu.
Bursaspor lig şampiyonluğunu kazandı.
Bursaspor, alnının teri ile hak ederek şampiyonluğu kazandı, tüm Bursaspor'luları tebrik ederim.

Ben 14 yaşımdan beri (26 yıldır) Fenerbahçe'liyim, dün akşam yaşananlara çok üzüldüm.
10 gün önce Türkiye Kupası'nı kaybedince bir dörtlük yazmış;

27 yıllık özlemi sona erdiremedin,
Taraftarın yüzünü güldüremedin.
Hiç olmazsa şampiyonluğu al,
Bizde artık kalmadı mecal!

demiştim, ama heyhat yine olmadı yine kupayı kazanamadık.
Bu sefer dörtlük yetmedi, daha uzun bir şiir yazdım.
TARAFTARDAN FENERBAHÇE'YE
Ah Fenerbahçe ah!
Oldu mu şimdi bak!

Türkiye Kupası'nda taraftarı üzdünüz,
Ligde olsun gülseydi yüzümüz,

Ne olurdu kupayı kazansaydın,
Bize güzel bir yaz yaşatsaydın,

Kupa özlemi doruğa çıktı,
Taraftarın artık tepesi attı,

Kaç yıl oldu şampiyonluk görmedik,
Bırak şampiyonluğu, kupayı bile ellemedik,

Kendine çeki düzen ver, toparlan biraz,
Taraftarın yüzünü güldür, gelecek yaz!...

Muhterem Erdoğan / 17.05.2010

14 Mayıs 2010 Cuma

NEHİR'İ KURTARALIM

Nehir'i tanıyor musunuz? 
Nehir'e henüz bebekken nöroblastom teşhisi konuluyor. 
Önce Türkiye'de tedaviye başlanıyor, derken Houston’da, Texas Children’s Hastanesinde tedavisine devam ediliyor. 
Bu tedavi ile karnındaki ve kemiğindeki tümör temizlenmiş ama ne yazık ki hastalık beyninde yeniden nüks etmiş. 
Şimdi New York’ta, nöroblastomda, özellikle beyin nüksünde tek tecrübeli kanser merkezi olan Memorial Sloan Kettering Kanser Merkezi’de tedavisi devam ediyor. Annesi Zeynep Hanım, kızı için bir blog oluşturmuş. Tedavi sürecini, yaşadıklarını bu blogda paylaşıyor. 
  Adına açılan blogunda ki yazı ile Nehir;  
12 mart 2007 tarihinde Zeynep ve Mahmut'un kızı, Leyla'nın kardeşi olarak dünyaya geldi.
Bir balık kızıdır ve babasının kızı olduğunu anlatırcasına yükselen burcu da aslandır.
Emziklerine, kendi deyimiyle attınlarına, çok düşkündür. Aynı anda en az dört tanesini yanında olmasını ister. İsteğini kesin bir dille anlatır.
Maxi'ye yemek verir, Sasha Teyzesi gibi "sus!" der.
Müzik dinlemeyi, dansetmeyi, şarkı söylemeyi çok sever. En sevdiği şarkı tinkıl tinkıl litıl sta dır.
Onu en çok Leyla güldürür.
Annesi onu duymazdan gelirse, "Zeyneeep" diye seslenir.
Babasına zaman zaman Mahmuutçuum deyiverir.
Ablasının robotundan, ani yüksek seslerden, komşu evlerin köpekleri Zeytin ve Barondan korkar..."korktum" der.
Annesi, babası ve ablasının bir tanesi şimdi hayatının en zorlu mücadelesini, çocukluğunun verdiği tüm doğallıkla, geldiği gibi yaşayarak, büyükleri hayrete düşürmektedir.

*Bilgiler ve resimler Nehir'in blogundan alınmıştır.

 

6 Mayıs 2010 Perşembe

YİNE HÜSRAN

Ah Fenerbahçe ah,
Ne olacak bu halimiz!

Türkiye kupasında yine final, yine hüsran.

27 yıllık özlemi sona erdiremedin,
Taraftarın yüzünü güldüremedin.
Hiç olmazsa şampiyonluğu al,
Bizde artık kalmadı mecal!

Muhterem Erdoğan.