29 Mayıs 2012 Salı

İSTANBUL'UN FETHİ'NİN 559.YIL DÖNÜMÜ

İstanbul'un Fethi'nin 559. yıl dönümü kutlu olsun.

İstanbul'un fethinin 559. Yılı kutlamaları bu yıl muhteşem gösterilere sahne olacak.

Sevgi, hoşgörü ve barış mesajlarının verileceği görsel şölende, fetih gökyüzünde canlandırılacak.
İslam, Türk ve Dünya tarihinin en önemli olaylarından biri olan İstanbul’un Fethi; bu yıl da Haliç’te su, ışık, lazer, ses ve görüntü teknikleri kullanılarak kutlanacak.
Balat’taki gösteri 29 Mayıs 2012 Salı günü saat 21.00’de başlayacak.

Fetih kutlamaları şöleninde 3 adet dev su perdesi, 118 adet hareketli su pompası, 3 adet gayzer su pompası Haliç’in sularını hareketlendirecek. Bu su gösterilerine 96 adet robot ışık ve 40 adet gökyüzü tarayıcısı renk katacak. Su ve ışık sistemlerine ek olarak 16 adet lazerle gösteri sunulacak.

Dev ekranda ‘Fetih Filmi’ gösterilecek

Ayrıca bu sene Haliç, özel olarak İspanya’da hazırlanan Romen kandilleri ile senkronize ‘Live Media Pyromusical Şov’ ile farklı bir gösteriye sahne olacak.

İstanbul’un Fethi kutlamaları için 3D tekniği ile hazırlanan ve ‘Fetih 1453’ filminin yönetmeni Faruk Aksoy’un yönettiği film; toplam 1088 m2’lik dev ekranda, 8 adet projeksiyon cihazı kullanılarak gösterilecek.

Havai fişekler eşliğinde Askeri Mehter
Bu muhteşem gösterilerin finalinde Genelkurmay Başkanlığı Askeri Müze ve Kültür Sitesi Mehteran Bölüğü, Fetih kutlamalarına özel bir mehter konseri sunacak.
Mehter konseri ile birlikte, toplam 10.800 adet havai fişeğin kullanıldığı görkemli bir havai fişek gösterisi Haliç semalarını aydınlatacak.
Büyük Fetih kutlaması, 8 kamerayla şifresiz ve canlı olarak yayınlanacak.
Fetih ile ilgili daha önce hazırladığım yazı ve görsellere ulaşmak için, bakınız;

İstanbul'un Fethi

Panaroma 1453 Tarih Müzesi 


Geçen yıl Haliç'te düzenlenen Fetih kutlamaları ile ilgili bol resimli ve videolu hazırladığım yazı için, bakınız;
Muhterem'le Geziye-Haliç'te ki Fetih Kutlamaları

Panorama 1453 Tarih Müzesi ile muhteremlegeziye

DİKKAT;
5 Mayıs'ta yürürlüğe giren ''Ulusal ve Resmi Bayramlar ile Mahalli Kuruluş Günleri, Atatürk Günleri ve Tarihi Günlerde Yapılacak Olan Tören ve Kutlamalar Yönetmeliği'',  İstanbul'un fetih kutlamalarının da şeklini değiştirdi.

Yeni yönetmeliğin, ''Mahalli kurtuluş günleri, Atatürk günleri ve diğer tarihi günlerin kutlama faaliyetleri, başkentte Ankara Valiliği, başkent dışında valilikler ve kaymakamlıklarca oluşturulacak kutlama komiteleri tarafından belirlenir. Programda, günün anlam ve önemine uygun olarak yapılacak bilimsel toplantı, konferans, sergi, yarışma, tiyatro, halk oyunları, gösteriler ve konser gibi faaliyetler yer alır. Programda tören geçişi ve tebrikata yer verilmez'' hükmü uyarınca her yıl yapılan bazı ritüeller de kaldırıldı.

Bu kapsamda Belgradkapı'daki tarihi birliğin surlara hücumu ve sancakların surlara dikilmesi ile Fatih'in gemileri karadan yürütmesinin canlandırıldığı törenler bu yıl yapılmayacak.

 
İSTANBUL'UN FETHİ'Nİ KUTLAMA TÖRENLERİ;
Fetih kutlamaları, 29 Mayıs Salı günü saat 09.30'da Fatih Camisi avlusundaki Fatih Sultan Mehmed Türbesi'ni ziyaretle başlayacak.

Beyazıt Meydanı ile Sultanahmet Meydanı arasında saat 10.00'da başlayacak ''Fetih Yürüyüşü'' ile devam devam edecek kutlamalar kapsamında, Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi'nde saat 11.00'de ''Fetih, Fatih ve İstanbul'' konulu panel düzenlenecek.

Rumelihisarı'nda 16.00-18.00 saatleri arasında düzenlenecek Mehteran Konseri ile Haliç'te saat 20.00'de gerçekleştirilecek ışık, su, lazer ve havai fişek gösterileri kutlamalara ayrı bir renk katacak.

Ayrıca;
“İstanbul’un Fethinin 559. Yıl Dönümü”… Tarih boyunca İstanbul’un fetih mücadelesine katılmış ve tarihe mal olmuş kahramanların nezdinde tüm şehitlerin yad edileceği ve rahmetle anılacağı İstanbul´un Fethi Özel (Canlı), 29 Mayıs Salı 22.30’da TRT 1 ekranında… Hafızlardan ve saz sanatçılarından oluşan koro ile birlikte İBB Mehter Takımı’nın görev alacağı gecede; İstanbul’u fetheden yeniçerilerin gülbanklarına, fetihnamelere ve önemli fetih marşlarına yer verilecektir. İstanbul´un Fethi Özel, Ayasofya’nın içerisinde sala icrasıyla başlayacak bilahare meydandan Mehter Takımı ve program korosunun icra edeceği eserlerle devam edecektir. Programın akışına uygun olarak “Fetih Suresi” ve çoklu ezan okunacaktır.

İstanbul´un Fethi Özel, 29 Mayıs Salı TRT 1’de…

27 Mayıs 2012 Pazar

EUROVİSİON'UN GALİBİ İSVEÇ OLDU!

Azerbaycan'ın başkenti Bakü'de muhteşem bir gösteri ile hazırlanan Eurovision Şarkı Yarışması'nın galibi Fas asıllı İsveç'li şarkıcı Loreen'in söylediği "Euphoria" isimli şarkı ile İsveç oldu.
İsveç aldığı 372 puanla Eurovision tarihinin en yüksek puanını almış oldu.
İşte 1.olan İsveç'in şarkısı;




Can Bonomo 21 ülkeden aldığı 112 puanla 7.oldu.
Türkiye 12 tam puanı bir tek Azerbaycan'dan aldı.
Türkiye'ye puan veren ülkeler;
1- Arnavutluk 10 Puan
2- Romanya 3 Puan
3- Avusturya 3 Puan
4- Belçika 7 Puan
5- Azerbaycan 12 Puan
6- Malta 8 Puan
7- San Marino 5 Puan
8- Fransa 5 Puan
9- İngiltere 1 Puan
10-Bosna Hersek 4 Puan
11-Bulgaristan 7 Puan
12-İsviçre 3 Puan
13-Makedonya 8 Puan
14-Hollanda 8 Puan
15-İsveç 6 Puan
16-Litvanya 1 Puan
17-Danimarka 2 Puan
18-Gürcistan 7 Puan
19-Almanya 8 Puan
20-Macaristan 3 Puan
21-İsrail 1 Puan

 
2012 Eurovision Şarkı Yarışmasının Dereceleri ve Puanları;
1. İsveç           372 Puan
2. Rusya          259 Puan
3. Sırbistan      214 Puan
4. Azerbaycan 150 Puan
5. Arnavutluk   146 Puan
6. Estonya        120 Puan
7. Türkiye       112 Puan


26 Mayıs 2012 Cumartesi

ORHAN BORAN HAYATINI KAYBETTİ!


Yaklaşık 2 yıldır kemik iliği hastalığıyla mücadele eden usta sunucu Orhan Boran (84) vefat etti.
Boran'ın eşi Güler Boran, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Boran'ın bugün öğle saatlerinde evinde hayatını kaybettiğini bildirdi.

Güler Boran, Boran'ın cenazesinin, yarın öğle vakti Erenköy'deki Galippaşa Camisi'nde kılınacak cenaze namazının ardından toprağa verileceğini kaydetti.

Orhan Boran Kimdir?
Sivas Kongresi'nde Mustafa Kemal'e hitaben yaptığı Manda'ya karşı oluş konuşmasıyla meşhur olan askeri doktor Hikmet Boran'ın oğlu olan Orhan Boran, 1928 yılında İstanbul'da doğdu.

Boran, Edremit Cumhuriyet İlkokulu'nu bitirdikten sonra 1938 yılında yatılı olarak Galatasaray Lisesi'ne girdi. İlk sahne deneyimini Galatasaray Lisesi'nde okurken, İstanbul Şehir Tiyatroları'nda rejisör olan ve okul temsillerini sahneye koyan Necdet Mahfi Ayral tarafından Moliere'in bir oyununda oynamak üzere seçildiğinde yaşadı.

Galatasaray Lisesi'nden 1946 yılında mezun olan Boran, Türkoloji Fakültesi'ne yazıldı. Aynı yıl, Necdet Mahfi Ayral, kendisini Muhsin Ertuğrul ile tanıştırdı. Boran, İstanbul Şehir Tiyatroları'nda işe başladı ve Vasfi Rıza Zobu'nun talebi üzerine, birlikte oyunlar sergilediler.

En çok radyoya ilgi duyan Boran, İstanbul Radyoevi'nin açılmasından itibaren okuduğu Türkoloji Fakültesini 3. sınıftan terk edip, Ekrem Reşit Rey'in asistanı olarak girdiği memuriyet hayatında, temsil yayınları rejisörlüğü yaptı.

Boran, 1956 yılında BBC'nin açtığı sınavı birincilikle kazanarak Londra'ya gitti.

Dünya Gazetesi'nin Londra muhabirliğini üstlenen Boran, 17 Şubat 1959'da merhum başbakan Adnan Menderes'in de içinde bulunduğu uçağın, Gatwick Havaalanı civarında inişi sırasında düştüğünü dünyaya ilk duyuran Orhan Boran oldu.

Boran, 2002 yılında yakalandığı kolon kanseri sebebiyle iki defa ameliyat geçirdi. ''Hayatımın son yıllarını saçlarım dökülmüş olarak geçirmek istemiyorum. Öleceksem insan gibi bu halimle öleyim. Şu dünyayı sefil halde terk etmek istemiyorum. Hayranlarım beni hep bu halimle hatırlayacak, saçları dökülmüş olarak değil!'' diyerek kemoterapi tedavisini reddetti.

Boran, Beşiktaş Kültür Merkezi'nin (BKM), 10 Haziran 2005'de ''Orhan Boran Show'' adıyla Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu'nda organize ettiği jübilede, 59 yıl emek verdiği meslek hayatına ve 25 yıl uzak kaldığı sahneye veda etmek üzere son kez sahne aldı.

Türkiye'de 1960'lı yıllardan itibaren, ''Ayaküstü Gırgırı'' adıyla ilk stand-up geleneğini başlatan Boran, televizyonun henüz olmadığı radyolu günlerde, mükemmel Türkçesi ile kibar esprileri, unutulmaz pürüzsüz sesi, nezaketi ve beyefendiliğiyle tanındı.

24 Mayıs 2012 Perşembe

REGAİB KANDİLİMİZ KUTLU OLSUN!

MÜBAREK REGAİB KANDİLİMİZ KUTLU OLSUN!

Bugün, yapılan hayırların,iyilik ve ibadetlerin her birine yüz sevap yazılan üç ayların başlangıcı olan Recep ayının Perşembe'yi Cuma'ya bağlayan gecesi olan bu ilk Cuma gecesi Regaib Kandili'dir.
Hastalara şifa, borçlulara eda, kimsesizlere hami, muhtaca dost eli,
Küslere barış, işsize iş, mekanı olmayana hayırlı mekan,
Evladı olmayana hayırlı evlad, rızgı dar olanlara bolluk,
Sıkıntısı olanlarada hayırlı kolaylık nasib eyle YA RABBİ..!
Dualarınız kabul, kandiliniz mübarek olsun.

19 Mayıs 2012 Cumartesi

19 MAYIS GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI

19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramımız Kutlu Olsun!

19 MAYIS'IN ANLAMI
PROF. DR. DURSUN ALİ AKBULUT (*)
Türk Tarihinde kutlanması gereken günler vardır. 
Bunlardan biri 19 Mayıs 1919'dur. 19 Mayıs 1919 Anadolu'da yeni Türk Devleti'nin fiilen temellerinin atıldığı gündür ve Türkiye Cumhuriyeti tarihimizin başlangıcıdır. 
Yüce Önder Atatürk'ün Büyük Nutkunu bu olayla başlatması, doğum gününü soranlara 19 Mayıs'ı işaret etmesi bunun kanıtı sayılmalıdır.
19 Mayıs'ın millî bayram olarak ilân edilmesi bu yargıyı daha da pekiştirmektedir. Atatürk, gerek Millî Mücadele döneminde, gerekse Cumhuriyet döneminde yurdumuzun birçok şehrini ziyaret etti. Bu ziyaretler, o şehirlerin mahallî övünç günleri olarak kutlandığı halde sadece 19 Mayıs yasa ile millî bayram kabul edildi.
Mondros Mütarekesi'nin imzalanmasından sonra Mustafa Kemal Paşa, 13 Kasım 1918'de İstanbul'a geldi. İstanbul'da yaklaşık altı ay kaldı. Bu süre içerisinde vatanın kurtuluşu için çeşitli girişimlerde bulundu. Padişahla birkaç kez görüştü ve ona bu konuda düşüncelerini aktardı. Güçlü bir hükûmetin kurulması için çaba gösterdi. Basın yoluyla geniş kitleleri bilgilendirmeye, halkı aydınlatmaya çalıştı.
Kurtuluşa giden yolun temel ilkelerini yine bu dönemde ortaya koydu. 
Bunları çok yakın arkadaşlarına anlattı. Böylece Millî Mücadeleden yana az sayıda, fakat etkin bir grup oluşturmayı başardı.
Millî Mücadele Anadolu'dan başlatılacaktı. Bunun için öncelikle birer görevle Anadolu'ya geçilecek, mecbur kalınmadıkça görev terkedilmeyecek, görevi bırakmak gerektiğinde asla İstanbul'a dönülmeyecek, çalışmalar gayrî resmî bir tarzda sürdürülecekti. Samsun'dan başlayan süreçte, onun tutum ve davranışları izlenecek olursa bütün bu prensiplere bağlı kaldığı görülecektir. Başlangıçta kendisiyle birlikte Millî Mücadeleye atılan arkadaşları arasında, zorunlu olmadıkları halde İstanbul'dan verilen emirlere hemen uyarak görevini bırakanları, bununla kalmayıp İstanbul'a dönenleri, söz konusu prensiplere aykırı davrandıkları için Nutuk'ta ağır bir biçimde eleştirmektedir.
Yüce Önder'i diğerlerinden ayrı ve üstün kılan, azmi, iradesi, kararlılığı, milletine sevgisi ve güveni, zafere olan mutlak inancıydı.
Dokuzuncu Ordu Kıtaatı Müfettişliğine atandıktan sonra, heyecanla Harbiye Nezareti'nden çıkarken, "kafes açılmış, önünde geniş bir âlem, kanatlarını çırparak uçmağa"(1) hazırlanıyordu. Oldukça sıkıntılı, zahmetli bir yolculuktan sonra,Samsun'da milletiyle kucaklaştı.
Samsun, mülkî taksimatta doğrudan Dahiliye Nezareti'ne bağlı Canik Sancağı'nın merkez ilçesiydi. Karadeniz kıyısındaki bu şirin kasaba, Birinci Dünya Savaşı'nın yükünü taşıyan yerlerden biriydi. Genel savaş sırasında özellikle Rus istilâsına uğrayan Türk topraklarından göç eden çok sayıda insan buraya gelmiş, kasabanın rengi, havası birden bire değişmiş, yeni gelenlerin barındırılması sıkıntılar yaratmıştı.
Bunlar bir yana, Samsun aynı zamanda Pontusçu faaliyetlerin yoğun olduğu bir yerdi. Karadeniz'de dolaşmakta olan İtilâf donanmasından, Yunan savaş gemilerinin varlığından cesaret alan ve Samsun Rum metropoliti Germanos tarafından örgütlenen Pontus çeteleri sokaklarda dolaşıyor, asayişi ihlâl ediyor, köylere baskınlar düzenliyor, evleri, binaları ateşe veriyor ve korumasız Türkleri öldürüyorlardı.
9 Mart 1919'da Samsun'a çıkarılan 200 kişilik İngiliz birliği, Pontus çetelerini büsbütün şımarttı. Mütakerenin bozulacağı endişesiyle güvenlik kuvvetleri ya kullanılamıyor, ya da asayişsizliği önlemede yetersiz kalıyordu. Bu durumda sırf nefs-i mûdafaa için Türkler de harekete geçince, bu zamana kadar Pontus çetelerinin terör faaliyetlerini seyreden İngilizler, seslerini yükselttiler ve 21 Nisan 1919'da Osmanlı Hükümeti'ne bir nota vererek Orta Karadenizde Türklerin hırıstiyanları katlettiklerini bildirdiler, bunun önüne geçilmediği takdirde bölgenin işgal edileceği tehdidinde bulundular. Esasında olay bunun tam aksineydi. İngilizler gerçekleri tahrif ederek, Pontusçuları korumayı ve karışıklıkların devamını amaçlıyorlar bölgeyi işgal etmek için bahane arıyorlardı. İstanbul Hükümeti hemen bölgeye yetkili birini göndermek için kolları sıvadı. Derinlemesine bir araştırmadan sonra Mustafa Kemal Paşa üzerinde mutabakat sağlandı. Çünkü O, ikinci meşrutiyetin çalkantılı döneminde siyasete bulaşmamış, girdiği bütün savaşlarda zafer kazanmış başarılı bir kumandandı. İşte bu noktada Mustafa Kemal Paşa ile Samsun'un dolayısıyla bütün Anadolu'nun ve Türk Milletinin kader çizgisi kesişiyordu.
O büyük insan, sebatla, inançla, doğru bildiği yoldan ayrılmadan Türk Milletinin geleceğini kurtaran kahraman oldu.
Mustafa Kemal Paşa'ya asayişsizliğe neden olan olayları tayin ve tespit ile bunların ortadan kaldırılmasının yanında daha başka görevler ve görevin gerektirdiği yetkiler de verilmişti. Atatürk, söz konusu yetkilerini değerlendirirken, bunları çok fazla bulduğunu ve İstanbul Hükümeti'nin bilerek, anlayarak bunları kendisine vermediğini belirtmektedir. Aynı günlerde ve daha sonra Anadolu'ya bir kısmı şehzadelerin başkanlığında olmak üzere heyetler gönderildi. Bunlar da önemli yetkilerle donatıldılar.
Nasihat Heyetleri, Tahkik Heyetleri,Teftiş Heyetleri adı altında Anadolu'da dolaşan bu kurulların da vatanın kurtuluşu yolunda büyük sonuçlar elde edecekleri bekleniyordu.
Basın, bu beklentilere tercüman oluyor, heyetler hakkında geniş bilgiler veriyor, gittikleri yerlerde karşılanmalarından her türlü faaliyetlerine kadar hemen her konuda kamuoyunu aydınlatıyor, hadiseyle birinci derecede alâkadar oluyordu.
Halbuki Mustafa Kemal Paşa'nın Anadolu'ya gönderilmesi İstanbul basınında çok az ve sadece haber niteliğinde yer almaktaydı. Bu da kimden ve ne ölçüde sonuç beklendiğinin bir göstergesi sayılmalıdır.
Bu halde esas olan görev ve görevin gerektirdiği yetkiler değil, yetkileri yerinde ve zamanında tam bir liyakatla kullanmak, mutlak zafere ulaşabilmektir. Mustafa Kemal Paşa'nın başarı sırlarından biri de budur.
19 Mayıs, sadece Türk millî kurtuluş hareketinin başlangıcı olmakla kalmadı, yeni Türk devletinin çağdaş değerlerle milletler ailesi içerisinde yerini almasını da sağladı. Mustafa Kemal Paşa'nın Samsun'a çıktığı andan itibaren zihnini meşgul eden problem millet iradesinin devlet hayatımıza yansıtılmasını sağlamaktı.
Hatta denilebilir ki bunu kurtuluşun önüne koymuş millî mücadelenin vaz geçilemez ilk şartı saymıştı. 19 Mayıs'ı izleyen günlerde yapmış olduğu yazışmalardaki terminolojiye bakılacak olursa, bu açıkça görülür. İzmir söz konusu olduğunda "ordu ve millet bu işgalî tanımayacaktır" derken bunu kastediyordu.
Samsun'dan Kâzım Karabekir Paşa'ya çektiği telgrafta "millet ve memlekete medyûn olduğumuz en son vazife-i vicdaniye"den amacı da buydu.
Kurtuluş mücadelesi ancak milletle birlikte kazanılabilirdi. Milletle kazanılan mücadeleyi, yine milletle taçlandırmak lâzımdı. Yayın hayatına başlamalarına öncülük ettiği ilk iki gazeteden biri İrade-i Millîye, diğeri Hakimiyet-i Millîye adını taşıyordu.
Bu değerler ve kavramlardır ki onu Türk Milletinin kalbinde "milletin kurtarıcısı", "devletin kurucusu" payesine yükseltmiştir.

(*) On Dokuz Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi.
(1)Falih Rıfkı Atay, Atatürk'ün Bana Anlattıkları, İstanbul 1955, s.115.


8 Mayıs 2012 Salı

FESHANE'DE KASTAMONU GÜNLERİ

5.Feshane Kastamonu günleri festivali 10 Mayıs 2012 Perşembe günü Feshane'de başlıyor.
13 Mayıs tarihine kadar devam edecek olan festival İstanbul Kas-Der tarafından organize ediliyor.
Tüm Kastamonu'lular ve Kastamonu'yu sevenler davetlidir.

Güncelleme;
Feshane'de ki Kastamonu Günleri'ne son günü olan 13 Mayıs'ta gittim, çektiğim resimlerle 2 bölümlük bir yazı hazırladım, bakınız;




26 Nisan 2012 Perşembe

LYS BAŞVURULARI 30 NİSAN'DA SONA ERİYOR!


Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) puanlarından biri 180 ve üstü puan alan adayların başvuracağı Lisans Yerleştirme Sınavlarına (LYS) başvurular 24 Nisan Salı günü başladı. 
Dikkat; LYS başvuruları 30 Nisan'da sona erecek.

2012-YGS sonuçlarına göre adayların puan ortalamaları Türkçe testinde 18, Sosyal Bilimler testinde 11,63, Matematik testinde 6,92, Fen Bilimleri testinde 3,56 olarak gerçekleşti.

Bu rakamlar geçen yıl Türkçe testinde 21,9, Sosyal Bilimler testinde 11,6, Matematik testinde 7,5, Fen Bilimleri testinde 4,1 olarak belirlenmişti.

Sınava son sınıf düzeyinde giren adayların puan ortalamaları ise Türkçe testinde 18,02, Sosyal Bilimler testinde 11,3, Matematik testinde 7,27, Fen Bilimleri testinde 4,43 oldu.

Adaylara sonuç belgesi gönderilmeyecek;

Adaylara 2012-YGS Sonuç Belgesi gönderilmeyecek. Adaylar 2012 YGS sonuçlarını TC kimlik numaraları ve şifreleriyle ÖSYM'nin ''http://www.osym.gov.tr veya http://sonuc.osym.gov.tr'' internet adresinden öğrenilebilecek.

YGS puanlarından en az biri 180 ve üstü olan adaylar LYS'ye başvurmaya hak kazandı. Bu adaylar LYS başvurularını 24-30 Nisan 2012 tarihlerinde yapabilecek.

LYS'ler için ayrı bir kılavuz bulunmadığı için adayların 2012 Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Kılavuzu'nu, ÖSYS sistemi ile ilgili tüm ilke ve kuralları kapsadığı için dikkatle incelemesi gerekiyor.

LYS başvuruları bireysel olarak internet aracılığı ile yapılabileceği gibi 2 lira hizmet ücreti ödenerek Başvuru Merkezi aracılığı ile de yapılabilecek. LYS'lere katılma hakkı elde eden adaylar, 5 LYS'den hesaplanmasını istedikleri LYS puanına uygun istedikleri sınava katılabilecek.

Adayların en az 2 LYS'ye katılmaları öneriliyor.

Başvurular internetten veya başvuru merkezlerinden;

Adayların LYS'ye başvurmadan önce girecekleri LYS'lere karar vermeleri, LYS ücretlerini ÖSYS kılavuzunda belirtilen bankalardan birine yatırmaları, hangi ilde sınava girmek istediklerine karar vermeleri, internet veya başvuru merkezi aracılığı ile başvurularını yapmaları gerekiyor.

* ÖSYM'nin Yapacağı Sınavlarda Sınav Ücretinin Yatırılabileceği Bankalar
T.C.Ziraat Bankası, 
VakıfBank,
T. Halk Bankası, 
Akbank, 
Kuveyt Türk Katılım Bankası

LYS'ler 81 il merkezinde ve Lefkoşa'da yapılacak. Adaylar girmek istedikleri LYS'lerin hepsine aynı merkezde girecek. Her aday 2 sınav merkezi tercihi yapabilecek.

İnternet konusunda deneyimli olmayan adayların başvuru merkezi aracılığı ile LYS'lere başvurmaları kendileri için iyi olacak. İnternet aracılığıyla başvuru yapan adayların ''Başvurunuz sistem tarafından başarıyla kabul edilmiştir'' uyarısını mutlaka görmeleri ve yazıcıdan çıktı almaları gerekiyor.

23 Nisan 2012 Pazartesi

23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI

23 Nisan Ulusal Egemenlik Ve Çocuk Bayramımız Kutlu Olsun.

23 NİSAN'IN  ANLAM VE ÖNEMİ;

    23 Nisan 1920'de, Mustafa Kemal ATATÜRK'ün önderliğindeki Türk Milleti TBMM'yi kurarak, yeni bir devletin temelini atmış oldu.
    Bu tarih, egemenliğin hanedandan alınıp Millete devredilişinin resmen başlangıcını oluşturan bir devrimin tarihidir. Böyle bir devrimin, yüzyıllar boyu, değil gerçekleştirilmesi, hayâl edilmesi bile mümkün değildi. 23 Nisan 1920, sadece TBMM'nin kuruluş günü değildir. Bu gün, aynı zamanda demokratik parlamenter rejimin temelinin de atıldığı gündür.

    Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra, Mondros silah bırakışması imzalanmış, savaşı kazanan emperyalist ve sömürgeci güçler Anadolu'yu aralarında paylaşmış; Padişah ve Osmanlı Meclisi ve uydu hükümeti bu durum karşısında, sadece kendilerini kurtarma çabası içine girmişti.

    Mustafa Kemal, Türk Milleti ile birlikte, Kurtuluş Savaşı'nı başlatmak üzere 19 Mayıs 1919'da Samsun'dan yola çıkmıştı. O'nun birincil amacı ulusal egemenlik ve her bakımdan tam bağımsızlık üzerine yükselen yeni bir Türk Devleti kurmaktı.
    Bir ulusal uyanışın belgesi olan Amasya Genelgesi'ndeki şu cümle, Mustafa Kemal'in bu konudaki kararlılığını ve Millete verdiği olağanüstü değer ve önemi ortaya koymaktadır:
    "Milletin bağımsızlığını yine Milletin azim ve kararı kurtaracaktır".

    Hem Saltanata hem de işgal güçlerine karşı Milli Mücadeleyi başlatan Mustafa Kemal, parlamenter rejimi ve hukuk devleti ilkelerini bu tarihten itibaren resmen yürürlüğe koymuştur. Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni, Milletin temsilcileriyle kurmuştur. Bu nedenle, 23 Nisan Türk Milleti için olağanüstü önemde bir dönüm noktası olmuştur.

    23 Nisan, artık her yıl Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı olarak kutlanmaktadır.
    - Ulusal egemenlik günü olarak kutlanmaktadır, çünkü artık kişi değil Millet söz
    sahibidir;
    - Çocuk Bayramı olarak kutlanmaktadır, çünkü her Milletin geleceği çocuklarıdır ve ilk önce onların parlamenter demokrasinin anlamını kavramaları gerekir.

    Birleşmiş Milletler Teşkilatı'nın, uluslararası eğitim, bilim ve kültür konularının çatı organizasyonu olan UNESCO, Türkiye'nin önerisi üzerine, bunu dikkate alarak,her yılın 23 Nisan gününü "Dünya Çocuk Günü" olarak ilan etmiştir.
    İşte, uluslararası anlam ve önem kazanan bu tarih, 1979'dan beri, Türkiye'de "Uluslararası Çocuk Şenliği" olarak, ülkemizin geleceği olan çocuklarımız tarafından, dünyanın çok sayıda ülkesini temsilen gelen çocuklarla birlikte, coşkuyla kutlanmaktadır.

    Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılış ve Türk Milleti'ne egemenliğin devrediliş tarihi olan 23 NİSAN'ın, tüm dünyada resmen "Dünya Çocuk Günü" olarak ilan edilmesi, dünya tarihinin gösterebilecek emsal bulamadığı bir Türk Devlet Adamının, Mustafa Kemal ATATÜRK'ün, O'nun öncülüğünde gerçekleştirilen Türk Devrimi'nin ve Atatürk İlkelerinin evrenselliğini ortaya koyması bakımından da büyük önem taşır.

1 Nisan 2012 Pazar

YÜKSEK ÖĞRETİME GEÇİŞ SINAVI


Üniversiteye girişte uygulanan birinci aşama olan Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) bugün  yapılacak.

Sınava, 1 milyon 837 bin aday girecek. YGS, Türkiye’de tüm il ve bazı ilçe merkezleri ile KKTC’nin başkenti Lefkoşa’da, 160 sınav merkezinde gerçekleştirilecek. Sınav, saat 10.00’da başlayacak ve tek oturumda 160 dakika sürecek. Kimlik ve güvenlik kontrolleri ile salona giriş işlemlerinin zamanında yapılabilmesi için adayların sınava girecekleri binanın kapısında en geç saat 09.00’da hazır bulunmaları gerekiyor. Adayların sınava gelirken yanlarında mutlaka 2012-YGS Sınava Giriş Belgesi ile nüfus cüzdanı veya pasaport bulundurmaları zorunlu tutuluyor. Üzerinde fotoğraf ve TC Kimlik Numarası bulunmayan nüfus cüzdanları ile süresi geçersiz pasaport kabul edilmeyecek. Bu belgelerini eksiksiz olarak yanında bulundurmayan bir aday, mazereti ne olursa olsun, 2012-YGS’ye alınmayacak. Sınav binalarında hiçbir eşya emanete alınmayacağından, adayların sınav binalarına bu belgeler dışında herhangi bir eşya getirmemeleri gerekiyor. Sınavın yapıldığı her bir salona en az bir duvar saati, adayların sınavda kullanacakları kalem, silgi, kalemtıraş gibi gereçler ile şeker, peçete ÖSYM tarafından sağlanacak. Adaylar sınava şeffaf pet şişe içinde su getirebilecekler. Sınavda çanta, cep telefonu, saat, bluetooth, kulaklık, kolye, küpe, yüzük (alyans hariç), bilezik, broş, metal para gibi eşyalar ve her türlü elektronik/mekanik cihaz, çağrı cihazı, telsiz, fotoğraf, makinesi, cep bilgisayarı, kalem, silgi, kalemtıraş, müsvette kağıt ve defter de yasak.

YGS Adaylarının sınava girerken yanlarında 2012-YGS Sınava Giriş Belgesi ile birlikte nüfus cüzdanı veya pasaport bulundurmaları gerekmektedir. Nüfus cüzdanlarının üzerinde mutlaka adayın fotoğrafı ve TC Kimlik Numarası bulunmalıdır.
YGS Adaylarının sınava girerken yanlarında 2012-YGS Sınava Giriş Belgesi ile birlikte nüfus cüzdanı veya pasaport bulundurmaları gerekmektedir. Nüfus cüzdanlarının üzerinde mutlaka adayın fotoğrafı ve TC Kimlik Numarası bulunmalıdır.
Ayrıca süresi geçersiz pasaport kabul edilmeyecek. Gerekli belgeleri yanında bulundurmayan adayların mazereti ne olursa olsun, 2012-YGS’ye alınmayacak. Gerekli belgeleri yanında bulundurmayan aday sınava alınmış olsa bile sınavı geçersiz sayılacaktır.
Sınav 160 Merkezde Yapılacak
2012 YGS yurt genelinde bütün il ve bazı ilçeler ile KKTC’nin başkenti Lefkoşa’nın da içinde yer aldığı 160 sınav merkezinde gerçekleştirilecek.
Sınav Saati ve Süresi
Tek oturum yapılacak sınav, saat 10.00′da başlayacak 160 dakika sürecek.

Sınav Kontrolleri;
Sınav öncesi kimlik ve güvenlik kontrolleri yapılacak. Adayların sınav saatinde sınava sorunsuz ve vaktinde girebilmeleri için sınava girecekleri binanın bahçesinde en geç saat 09.00′da hazır bulunmaları gerekmekte.
Sınava Giriş Belgesinin Temin Edilmesi ve Sınava Girilecek Yerin Öğrenilmesi
Adaylar, sınava gireceği yer bilgisini gösteren ”Sınava Giriş Belgesini”, T.C. Kimlik Numarası ve şifresi ile ÖSYM’nin http://osym.gov.tr internet adresinden kendisi temin edecek.

YGS Yasaklarına Dikkat!.
Sınava giriş belgeleri dışında eşya yanlarında getirmemeleri gerekmektedir.
Bütün sınav salonlarında duvar saati, adaylar için sınavda kullanılmak üzere kalem, silgi, kalemtıraş vb. araçlarla birlikte şeker, peçete ÖSYM tarafından adaylara dağıtılacaktır. Şeffaf pet şişe içinde olmak şartıyla adaylar sınava su getirebilecektir.

Bina Girişlerinde Arama Yapılacak;
Sınav binalarına girişte emniyet görevlileri tarafından adayların ve sınav görevlilerinin üstleri elle ve dedektörle aranacaktır.
Çanta, cep telefonu, saat, kablosuz iletişim sağlayan bluetooth gibi cihazlar ile kulaklık, kolye, küpe, yüzük (alyans hariç), bilezik, broş, metal para gibi metal içerikli eşyalar ve her türlü elektronik/mekanik cihaz, çağrı cihazı, telsiz, fotoğraf, makinesi, cep bilgisayarı, saat, sözlük işlevi olan elektronik aygıt, hesap makinesi gibi her türlü bilgisayar özelliği bulunan cihazlar, silah ve benzeri teçhizatla, kalem, silgi, kalemtıraş, müsvedde kağıt, defter, kitap, sözlük, pergel, açıölçer, cetvel gibi araçlarla sınav binasına kesinlikle alınmayacaktır. Sınavın yapıldığı bina içinde sınav öncesinde, sınav sırasında veya sınavdan sonra bu tür cihazları taşıdığı tespit edilen aday olursa sınavı geçersiz sayılacaktır.
Bina girişinde yığılmayı önlemek için adayların çanta ve diğer eşyalarını sınava girecekleri binalara getirmemeleri, YGS’ye metal aksesuar içermeyen bir kıyafetle gelmeleri, saat 9.00’da sınavın yapılacağı binanın önünde hazır bulunmaları, sınav salonlarına zamanında alınabilmeleri için son derece önem taşımaktadır.
Ayrıca adayın yüzünün, kimlik tespitini sağlayacak biçimde açık olması gerekiyor.

Sınav Esnasında Dışarı Çıkış Olmayacak;
2012-YGS Sınav Giriş Belgeleri ile nüfus cüzdanı veya pasaportları kontrol edilerek alınacak adaylar, sınav salonunda, sıra numaralarının bulunduğu yerlere oturtulacaktır.
Sınav giriş belgesindeki yerine oturan aday, 2012-YGS Sınav Giriş Belge ile nüfus cüzdanı veya pasaportunu sırasının üzerine koyacak. Sınav görevlileri ilk iş olarak adayların her birinin kimlik kontrollerini yapacaktır. Kimlik kontrolleri, yerleştirme işlemleri tamamlanacak; ardından salon başkanı sınavda uyulacak kurulları adaylara okuyacaktır.
Adaylara üzerinde kendi fotoğraf, T.C. Kimlik Numarası, adı ve soyadı bulunan cevap kâğıtlarıyla içinde kalem, silgi, şeker ve peçete bulunan kutular dağıtılacaktır. Adaylar cevap kâğıtlarındaki gerekli yerleri dolduracak; ardından salon görevlileri tarafından soru kitapçıkları dağıtılacaktır.

Adaylar soru kitapçıklarının sayfalarını çabucak kontrol ettikten sonra, kitapçığın kapağı üzerinde bulunan adı, soyadı, T.C. Kimlik Numarası ile salon numarası bilgilerinin yer aldığı kısmı doldurup soru kitapçığında yazılı olan kitapçık numarasını cevap kağıdında ”Soru Kitapçık Numarası” alanına yazıp kodlayacaktır.
Adaylar yukarıda belirtilen işlemlerinin doğruluğunu hem soru kitapçığında hem de cevap kâğıdının ilgili alanını kendileri kontrol edecektir.
Adayların sınav salonunu saat 12’den önce ve son 15 dakika içinde terk etmeleri mümkün olmayacaktır. Sınav esnasında adayların tuvalete gitmelerine, sınav salonundan çıkmalarına müsaade edilmeyecektir.
Ne sebeple olursa olsun sınav salonundan çıkan aday bir daha sınav salonuna alınmayacak ve saat 12.00’ye kadar sınav salonunda bekletilecektir.

ÖSYM Temsilcileri Sınav Salonlarını Kontrol Edecek;
ÖSYM temsilcileri sınav esnasında sınav salonlarını dolaşacak, gerekli görmeleri halinde belge ve kimlik kontrollerini yapabileceklerdir.
Sınav esnasında adayların birbirlerine kalem, silgi vb. şeyler alıp vermeleri kopya çekmeleri veya kopya vermeleri, konuşmaları, salondaki görevlilere soru sormaları, sınav düzenini bozacak davranışlarda bulunmaları yasak olacak bu yasaklara uymayanların sınavları geçersiz sayılacaktır.

YGS Soru Kitapçıkları Rastgele Dağıtılacak;
2012 YGS’de uygulanacak tüm testler, tek kitapçık halinde adaylara verilecek ve adaylar cevaplarını cevap kâğıtlarına işaretleyeceklerdir.
Her bir soru kitapçığı matbaada özel olarak poşetlenmiş olup adaylara salon görevlileri tarafından poşeti kapalı olarak, açılmadan ve rastgele dağıtılacaktır.
Soru kitapçığı poşetini bizzat aday açacak ve poşeti açılmış kitapçık kabul etmeyecek, böyle bir durum olursa salon başkanından açılmamış poşetle değiştirilmesini isteyecektir.
Tüm soru kitapçıklarına verilen ”soru kitapçık numarası” farklı olacaktır. Soru kitapçıklarındaki sorular birbirinin tamamen aynı olacak ancak soruların ve sorulardaki seçeneklerin yerleriyle doğru cevabın dizilişleri değişebilecektir. Yani bütün adayların cevap anahtarı farklı olacaktır.
Aday Soru kitapçığı numarası yazılıp kodlanmaya da yanlış yazıp kodlamışsa cevap kâğıtları değerlendirmeye katılmayacaktır. Aday kendisine ait cevap kâğıdını kullanmaz ise yapan adayın sınavı geçersiz sayılacaktır.
Bir sorunun cevabı birden fazla işaretlenirse o soruya verilen cevap yanlış sayılacaktır. Sorunun cevabını değiştirmek isteyen aday cevap formunda değiştirmek istediği seçeneği iyice silip diğer seçeneği öyle işaretlemek zorunda olacaktır.
Cevap kâğıtlarını değerlendiren optik okuyucunun, iyice silinmeyen seçeneği de okuyabileceğinden özellikle yanlış verilen bir cevap silinip yerine başka bir cevap işaretlenmediğinde güzelce silinmiş olmalıdır.

2012 YGS’nin Değerlendirilmesi;
Sınavın bitiminde tüm adayların soru kitapçıkları ve cevap kâğıtları salon görevlileri tarafından toplanacaktır.
2012 YGS’de testlere verilen cevaplar her bir test için ayrı değerlendirmeye alınacak olup adayların Türkçe, Sosyal Bilimler, Temel Matematik ve Fen Bilimleri testlerinden her biri için birer standart puanı hesaplanacaktır.
Değerlendirilen YGS sonrasında her aday için YGS-1, YGS-2, YGS-3, YGS-4, YGS-5 ve YGS-6 olmak üzere altı ayrı puan türü oluşturulacaktır.
Hesaplama sonucu YGS’de en az bir puan türünde 140 ve üzeri puan alamayan adaylar, YGS puanları ile bir yükseköğretim programını tercih edemeyecek ayrıca Lisans Yerleştirme Sınavları’na (LYS) giremeyeceklerdir. Adayların YGS puanları 140′ın altında ise için ilgili yerleştirme puanı hesaplanmayacaktır.
Adaylar YGS’de 140-180 arası puan almış ise sadece meslek yüksekokulu ön lisans programları ile açıköğretim programlarını tercih edebilecektir. YGS puanlarından en az birinden 180 ve üstü alan olan adaylar LYS’ye girebilecektir.
YGS’den 180 ve daha fazla puan alan adaylar, hem meslek yüksekokulu ön lisans programları ile açık öğretim programlarını hem de YGS puanı ileöğrenci alan lisans programlarını tercih edebilecektir.
YGS puanlarından en az birinin 140 ve üzeri alan adaylar özel yetenek sınavıyla öğrenci alan yükseköğretim programlarına başvurabilecektir.

Bütün adaylara başarılar diliyorum.

8 Mart 2012 Perşembe

8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ

8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜMÜZ KUTLU OLSUN!
8 Mart, tarihte 19.yüzyılda Amerika'da ağır koşullar altında çalışan kadın işçilerin kötü koşulların düzeltilmesi için isyan bayrağını açtıkları ilk günmüş.
O tarihten bu yana, tüm dünya kadınlarının günü olan 8 Mart; kadınlarla erkekler arasında ki eşitsizliklerin gündeme geldiği, tartışıldığı, çözümlenmeye çalışıldığı özel bir gün olmuş.
Erkeklerin kadınlardan daha çok çalıştığı fikri kabul görsede, biliyoruz ki biz kadınlarda en az erkekler kadar çok yoruluyoruz.
Ev hanımı yada çalışan, genç yada yaşlı, evli yada bekar hiç farketmez, bitmek bilmeyen ev işlerini hergün yeniden yeniden yapıyoruz.
Sadece ev işleri değil, çocukların bakımı yada yaşlı ve hastaların bakımı gibi hem yorucu hem de özen isteyen işler, hep kadınların görevleri arasında.
Üstelik erkek işten gelince dinlenip, keyfine bakabilir.
Kadın çalışsın yada çalışmasın sürekli çalışıp, koşturur.
İşte bile aklı evdedir, ya ne yemek yapsam ? yada okulda olsada olmasada çocuğun durumunu sürekli düşünür.
Velhasıl kadına dinlenmek yoktur, bedenen dinlense bile aklında mutlaka çözülmesi gereken sorunlar vardır.
 
Dünyada Kadınlar Günü;
8 Mart 1857 tarihinde ABD'nin New York kentinde 40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başladı. Ancak polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda çoğu kadın 129 işçi can verdi. İşçilerin cenaze törenine 10.000'i aşkın kişi katıldı.

26 - 27 Ağustos 1910 tarihinde, Danimarka'nın Kopenhag kentinde 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında (Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı) Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin, 8 Mart 1857 tarihindeki tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Mart'ın "Internationaler Frauentag" (International Women's Day - Dünya Kadınlar Günü) olarak anılması önerisini getirdi ve öneri oybirliğiyle kabul edildi.

İlk yıllarda belli bir tarih saptanmamıştı fakat her zaman ilkbaharda anılıyordu. Tarihin 8 Mart olarak saptanışı 1921'de Moskova'da gerçekleştirilen 3. Uluslararası Kadınlar Konferansı'nda gerçekleşti. Birinci ve İkinci Dünya Savaşı yılları arasında bazı ülkelerde anılması yasaklanan Dünya Kadınlar Günü, 1960'lı yılların sonunda Amerika Birleşik Devletleri'nde de anmaya başlanmasıyla daha güçlü bir şekilde gündeme geldi. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Mart'ın "Dünya Kadınlar Günü" olarak anılmasını kabul etti. Birleşmiş Milletler'in sitesinde günün tarihine ilişkin bölümde, kutlamanın New York'ta ölen işçilerin anısına yapıldığı yazılmamıştır.

Türkiye'de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü;
 Türkiye'de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ilk kez 1921 yılında "Emekçi Kadınlar Günü" olarak kutlanmaya başlandı. 1975 yılında ve onu izleyen yıllarda daha yaygın ve yığınsal olarak kutlandı, kapalı mekânlardan sokaklara taşındı. "Birleşmiş Milletler Kadınlar On Yılı" programından Türkiye'nin de etkilenmesiyle, 1975 yılında "Türkiye 1975 Kadın Yılı" kongresi yapıldı. 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi'nden sonra dört yıl süreyle herhangi bir kutlama yapılmadı. 1984'ten itibaren her yıl çeşitli kadın örgütleri tarafından "Dünya Kadınlar Günü" kutlanmaya devam ediliyor.