29 Ekim 2012 Pazartesi

CUMHURİYET BAYRAMI

Türkiye Cumhuriyeti'nin 89. yıldönümü kutlu olsun!

TÜRKİYE CUMHURİYETİ 
Türk oğlu Türk'üz bu vatanda ebediyen,
Ürkmeyiz ürkmeyeceğiz kat'iyen.
Rengi al, ay yıldızlı bayrağımız var,
Kanla kemikle kutsallaşmış toprağımız var.
İnançlıyız, gururluyuz alnımız açık,
Yarınlar bizimdir artık yolumuz açık.
Elinde silâh Mehmetçik nöbet tutar,
Cin gibi gözleriyle pusuya yatar.
Umudumuz her şeyimiz gençlerde,
Millet, özgürlük, vatan sevgisi hep gönüllerde.
Haydi, uyanın... Artık gidiyoruz aydınlığa,
Umudunuzu kaybetmeyin yoksa düşeriz karanlığa.
Rahat uyusun, şehitlerimiz, atalarımız,
İnmeyecek gökten yere bayrağımız.
Yorulmak, yılmak yakışmaz bize,
Elbette tarih şaşacak azmimize.
Türk'üm, Türk'üz, Türk kalacağız,
İlimle, insanlıkla, dünyaya sesimizi duyuracağız.

Ahmet TAŞDELEN Koçarlı Çok Programlı Lisesi Öğretmeni /AYDIN Şiir meb.gov.tr adresinden alınmıştır.

 
Cumhuriyetimizin 89. yıldönümü törenlerle kutlanıyor.
Kutlama programını, etkinlikleri ve resmi tören programını görmek için, klayın

 

28 Ekim 2012 Pazar

CUMHURİYET BAYRAMI KUTLAMA TÖRENLERİ

 
Yarın Türkiye Cumhuriyeti'nin 89. yıl dönümü.
Kutlama programını, yarın ki planlarınızı ayarlayabilmeniz için, bugünden yayınlıyorum.
 

Cumhuriyetin kuruluşunun 89. yıl dönümü kutlama programı aşağıdaki gibidir:

28 EKİM 2012, PAZAR
13.00 Taksim Cumhuriyet Anıtı’na Çelenk Sunma Töreni
    
İstanbul Valiliği Çelengi, 1. Ordu ve İstanbul Garnizon Komutanlığı Çelengi ve Büyükşehir Belediye Başkanlığı çelenkleri sunulacaktır.

29 EKİM 2012, PAZARTESİ

    09.30 İstanbul Valiliği’nde Tebriklerin Kabulü Töreni

    Türk Rical 09.30

    Konsolos Temsilcileri 09.40

   10.30 Vatan Caddesi’ndeki Resmi Geçit Töreni

   17.00 Cumhuriyet Bayramı Resepsiyonu

    (İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı- Rumeli Salonu)

    19.00 Havai Fişek Gösterileri

ETKİNLİKLER
29 Ekim 2012 Pazartesi günü 15.00-16.00 saatleri arasında bando ve orkestralar konserler vereceklerdir.

    1- Kadıköy İskele Meydanı

    2- İstiklal Caddesi Galatasaray Lisesi önü

    3- Taksim Meydanı

    4- Beşiktaş Barbaros Alano

    5- Bakırköy Özgürlük Alanı

    6- Üsküdar Şemsipaşa Alanı

    7- Kartal İskele Alanı

    8- Tuzla Atatürk Anıtı

    9- Büyükada Meydanı


 
BOĞAZ'DA Kİ HAVAİ FİŞEK GÖSTERİLERİ;
İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Cumhuriyetimizin 89. yılını her yıl olduğu gibi bu yılda görkemli törenlerle kutlamaya hazırlanıyor. 
Cumhuriyet coşkusuna yakışacak Büyük Havai Fişek Gösterisi, 29 Ekim’de bir kez daha İstanbul Boğazı’nda yapılıyor.


İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Cumhuriyetimizin 89. yılını görkemli törenlerle kutluyor. 
Kutlamalar çerçevesinde düzenlenecek Büyük Havai Fişek Gösterisine bu yıl yine İstanbul Boğazı ev sahipliği yapıyor. Boğaziçi Köprüsü ile Kız Kulesi arasında deniz üzerine kurulacak platformdan havai fişek gösterisi yapılacak. 
Havai fişek gösterisi, ses ve ışık gösterileri ile 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nın coşkusuna yakışır görsel bir şova dönüştürülecek.

48 bin havai fişek kullanılacak...
Kutlamalar, saat 19.00’da ışık gösterisiyle başlayacak. muhteşem havai fişek gösterisi, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş tarafından saat 19.30’da Ortaköy Meydanı’ndan başlatılacak. 16 ayrı noktadan yapılacak 15 dakikalık havai fişek gösterisinin müziği, ünlü besteci Fahir Atakoğlu tarafından Cumhuriyet Bayramı için özel olarak bestelendi. Gösterilerde fişek, kuyruklu yıldız, renk şelalesi, çoklu atış ve şamandıradan oluşan toplam 48 binden fazla atış yapılacak.

300 kişilik ekip görev yapacak...
Her biri 8 bin watt enerji veren 150 skytracer kullanılacak gösterilerde havai fişekler, İstanbul Boğazı’nın üzerinde yaklaşık 250 metre yükselecek. Ayrıca, Boğaziçi Köprüsü üzerinde yer alacak 60 ateşleme sistemi ile 1.000 metre uzunluğunda ateş şelalesi oluşturulacak. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin dünya çapında bir şölene dönüştürdüğü Cumhuriyet Bayramı kutlamalarında, 30’u yurt dışından 300 kişilik bir ekip görev yapacak.  

Gösteriler Boğaz’ın iki yakasından izlenebilecek...
Gösteriler, Anadolu Yakası’nda Kuzguncuk Sahili, Üsküdar Paşalimanı Sahili, Üsküdar Beşiktaş - Kabataş Motor İskelesi yanındaki park, Şemsi Paşa Sahili Radar Mevki, Çamlıca İBB Sosyal Tesisleri Bahçesi ile Avrupa Yakası’nda Ortaköy Sahili, Beşiktaş Barbaros Hayrettin Paşa Meydanı, Dolmabahçe Çay Bahçesi, Beyoğlu Kabataş Sahili, Beyoğlu Fındıklı Parkı ve Eminönü Üsküdar - Kadıköy İskeleleri arasında izlenebilecek.

Ayrıca;

Beşiktaş Belediyesi, Cumhuriyetin 89'uncu yılını coşkulu bir fener alayıyla kutlayacak. 
29 Ekim Pazartesi günü gerçekleşecek etkinliğe katılanlar danslar, gösteriler ve bando eşliğinde, ellerinde meşalelerle Dikilitaş Darphane'den, Barbaros Meydanı'na yürüyecek. 
Katılımcılar, yürüyüş sonunda Barbaros Meydanı'nda gerçekleşecek ücretsiz Kenan Doğulu konserini izleyecek.

Beşiktaş Belediyesi'nin her yıl binlerce İstanbulluyu büyük bir coşkuyla bir araya getiren 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamaları, bu yıl 29 Ekim Pazartesi günü gerçekleşecek. 
Kutlamalar kapsamında İstanbullular Dikilitaş Darphane önünde bir araya gelecek. 
Danslar, gösteriler ve bando eşliğinde Barbaros Bulvarı üzerinden Beşiktaş'a yürüyecek olan kalabalık yürüyüş boyunca ellerinde taşıdıkları bayrak ve meşalelerle Türkiye Cumhuriyeti'nin 89'uncu yılını kutlayacak.

Meşaleler eşliğinde gerçekleşecek yürüyüşe Beşiktaş Belediye Başkanı İsmail Ünal, okullar, sivil toplum kuruluşları ve HarleyDavidson Grubu katılacak. Yürüyüş sonunda Barbaros Meydanı'nda Pal FM DJ performansı ve ücretsiz Kenan Doğulu konseri gerçekleşecek.

PROGRAM
Fener Alayı
Saat: 18.30
Başlangıç ve Güzergâh: Balmumcu The Plaza Hotel önü, Barbaros Bulvarı, Beşiktaş Barbaros Meydanı

Kenan Doğulu Konseri
Saat: 20.30
Yer: Beşiktaş Barbaros Meydanı

Etkinliğimize tüm halkımız davetlidir. 
Kaynak

24 Ekim 2012 Çarşamba

HAYIRLI BAYRAMLAR!

Mübarek Kurban Bayramınızı kutlar, Hayırlara vesile olmasını dilerim.

İyi Bayramlar....

13 Ekim 2012 Cumartesi

CV FESTİVALİ

CV FESTİVALİ BUGÜN BAŞLIYOR!
globalCV.com sponsorluğundaki CV Festivali, 13 Ekim 2012 cumartesi tarihinde Üsküdar Gençlik Merkezi’nde işe girme süreçlerine dair en çok merak edilen sorulara cevap veriyor.

Kendi işinizi de yapsanız, iş de arasanız “CV” yazmak durumundasınız.
Neden mi? Çünkü CV yazmak, insanın kendini tanımasını sağlar. 
Geçmişte neler yaptığını ve bunları nasıl yaptığını hatırlamasına yardımcı olur. 
Hatta “CV” yazmadan iş buldum diyenler de aslında bir şekilde CV yazıyorlar: farkları CV’lerini sözlü olarak iyi ifade edebilme becerilerinden kaynaklanıyor. 
Bloglar, vloglar ve diğer formatlar ileriki dönemlerde daha etkin bir rol oynayacak ancak şimdilik hala şirketler detaylı bilgi girişi olan softaware’lere yatırım yapmaya devam ediyorlar.
 

İşe girmede yeni yaklaşım ve bakış açıları nelerdir?
CV’n nasıl diğer adaylardan öne geçer, nasıl dikkat çeker?
CVni nasıl yenilemelisin?
İş görüşmesinde yapılan hatalar neler? (Canlı mülakatla görün)
İş görüşmesinde farkını ortaya koyup kendini doğru ifade edebilirsin?
İşe girme süreçlerindeki yeniliklere nasıl ayak uydurabiliriz?

CV Festivali, CV yazmaktan iş görüşmesine dek işe girme sürecinde diğer adaylardan farklılaşmayı ve öne geçmeyi sağlayacak ipuçları ve uygulamalar sunuyor. 
İşe girme ile ilgili tüm algılarınızı değiştirmeyi, eski kuralları yıkıp ve en iyi işi yakalamanın kapısını açmayı vaat ediyor.

Etkinlik teorik bilgilerin dışında değişim hikayeleri, yaşanmış deneyimler, İKcılardan nokta atışı görüşler, canlı mülakat ve CV tasarımı uygulamalarıyla konuklarını sadece dinleyici olmak yerine değişimi kendileri için uygulamaya yönlendiriyor.

Etkinlik sonrası CVlerini cvfestivali.org’a yükleyebilecek katılımcılara CV Festivali’nin bir de hediyesi var.  Tüm katılımcılara 1 yıllık isimsoyisim.com alan adı tescili, hosting ve wordpress blog hediye ediliyor.

CV Festivali eğlenceli konu ve uygulamalarıyla gençliğin enerjisini hedefliyor:
“Angry Birds methoduyla işe girme”
“Türkiyeden kreatif CVler ve canlı mülakat uygulaması: “Mülakata Davetlisiniz”
“Kreatif CV Atölyesi: Dinlemek yetmez! Yeni ve farklı bir CV yapmanın ipuçlarını canlı uygulamalar ve Dünyadan örneklerle”
“1154 kere iş görüşmesine gidip iş bulamama” ile Guinness’e aday genç” gibi konu başlıkları

PROGRAM;
10:00 – 11:00 İşe Alımda Yeni Süreçler -Sürpriz Açılış Konuşmacısı!

11:00 – 11:30 “İsteyenin bir yüzü… “ Bir kariyer değişimi ve cesaret hikayesi - REYHAN ÇEPİK

11:30 – 12:00 Angry Birds methoduyla işe girme yolları -ÖMER EKİNCİ

12:00 – 12:10 Kahve arası

12:10 – 13:30 İşe Girmede Yeni Süreçler Paneli: Türkiyeden kreatif CVler ve canlı mülakat uygulaması: “Mülakata Davetlisiniz”

Panel Moderatörü: İPEK ARAL KİŞİOĞLU
Katılımcılar: MEHMET OĞUZ MADEN, SELİN ÖZSOY, DİLEK OLUKLU

13:30 – 14:00 Biraz dinlenme, öğle yemeği ve kahve sohbeti

14:00 – 15:30 İK Yöneticileri Paneli: CV nedir, ne değildir? İşveren ne görmek istiyor? “Buddha mı olsam? CEO mu olsam? Huzurlu bir yaşam mı yoksa hırslı başarılı bir kariyer mi seçsem?”

Panel Moderatörü: ÖMER EKİNCİ
Katılımcılar: TİMUR TİRYAKİ, SENEM ANIL, GÜLŞEN YAZICI

15:30 – 16:15 Kreatif CV Atölyesi: Dinlemek yetmez! Yeni ve farklı bir CV yapmanın ipuçlarını canlı uygulamalar ve Dünyadan örneklerle görün.

SÜRPRİZ KONUŞMACI! “1154 kere iş görüşmesine gidip iş bulamama” ile Guinness’e aday genç.
Ayrıntılı bilgi için bakınız; CV Festivali

İletişim:
Rukiye Özgören
CV Festivali Koordinatörü
kreatifseyler@gmail.com
            0 (532)267 91 90     

Üsküdar Gençlik Merkezi'ne gitmek için, adres bilgileri ve kroki için, tıklayın
 

8 Ekim 2012 Pazartesi

BEBEK İSİMLERİ

BEBEĞİNİZE VERDİĞİNİZ İSMİN ANLAMINA DİKKAT EDİN!
Bebeğinize verdiğiniz ismin ne anlama geldiğini biliyor musunuz? 

Bir Müslüman çocuğuna isim verirken dikkatli davranmalı. 
Kur'an-i Kerim'de geçen her kelimeyi çocuklar için isim olarak kullanmamalıyız.
Yaygın olarak kullandığımız bazı isimler, sakıncalılar listesine girdi.

Samsun Müftüsü Hayrettin Öztürk, ''Aileler çocuklarına Kur'an'dan isim koymak isterken ismin anlamına çok dikkat etmeliler.
Mesela "Sanem" ismi çocuğa verilmemeli, Sanem, put demektir.
"Aleyna" sıkça duyduğumuz bir isim ama anlamı "üstümüze bela, sıkıntı demektir'' dedi.
Yrd. Doç. Dr. Öztürk, çocuğa isim vermenin kültürel, sosyal ve dini açıdan önemli bir konu olduğuna işaret etti.
Pek çok ailenin Kur'an-ı Kerim'de geçen isimleri çocuklarına vermek istediklerini söyleyen Öztürk, Kur'an'da geçen her kelimenin ise isim olarak konulamayacağını hatırlattı.
Günümüzde yaygın olan ve Kur'an'da geçtiği için konulan çok sayıda ismin anlamının yanlış olarak bilindiğini, gerçek anlamlarının ise isim olarak verilemeyeceğini ifade eden Öztürk, çocuklarına Kur'an'dan isim koymak isteyen aileleri seçici davranmaları konusunda uyardı.

Anlamları bilinmeden isim veriliyor
Kuran'dan isim konulurken seçilen kelimenin gerçek anlamının öğrenilmesi için uzman kişilere danışılmasını tavsiye eden Öztürk, isim kitaplarında veya internette geçen adların anlamlarının da irdelenmesini istedi.

Öztürk, şöyle devam etti:
Aileler çocuklarına Kuran'dan isim koymak isterken ismin anlamına çok dikkat etmeliler. 
Mesela Sanem ismi çocuğa verilmemeli, Sanem, put demektir, Aleyna sıkça duyduğumuz bir isim ama anlamı üstümüze bela, sıkıntı aksın demektir. 
Kuran'da geçen her kelimenin isim olmayacağı bilinmelidir. 
Kur'an-ı Kerim'de geçen her kelime 'Bu Kuran'da geçiyor isim olur'' mantığıyla çocuklara verilmemelidir. Kur'an'da geçen kelimelerin anlamı iyi bilinmelidir. 
"Kezban" ismi Kur'an'da geçiyor diye veriliyor, oysa Kezban yalancı demektir. Çocuğa bu ismi koyarsanız, 'yalancı, yalancı' diye çağırmak zorunda kalırsınız. 
"Aleyna"  'üstümüze bela sıkıntı aksın', Bekir, 'deve yavrusu' demektir. 
Hz. Ebubekir'in ismi Abdullah'tır Ebubekir lakabıdır. Bu husus karıştırılmamalıdır. 
"Rumeysa"  'gözü çapaklı kadın' demektir. 
"Hüreyre" 'kedicik' demektir. 
"Kayra" eski Türk mitolojisinde 'tanrı' demektir, Allah'tan başka ilah mı olur? Çocuğa tanrı ismi konulmamalıdır. 
"Melis" Yunan mitolojisinde 'tanrıça' demektir, şişman ve tembel anlamlarına da gelir. 
"Ecrin" 'ücret' anlamına gelir, bir insanın ücreti olamaz.''

Mekruh isimler;
Dinen mekruh sayılan isimler de olduğunu vurgulayan Öztürk, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Resul, Nebi, Cebrail, Azrail, Mikail, İsrafil” isimleri konulmamalı, hoş değil.
“Samet” ismi, hiç kimseye muhtaç olmayan demektir.
Bu sadece Allah'a mahsus bir durumdur, isim olarak kullanılamaz.
“Gülsüm” gariban, zavallı kimsesiz anlamındadır.
“Julide” Farsça'da dağınık, perişan demektir.
Cennet bahçesi olarak bilinen “İrem” ise Allah'ın gazabına uğrayan sahte cennettir.
“Bade” ismi içki demektir.
“Hannas” ismi şeytanın ismi.
“Alara”, “Rosa”,”İleyda”  bunlar İslam isimleri değil gayrimüslim isimleridir ve çocuklara konulmamalıdır.
Anlamı kötü olan, anlamsız şeyler de çocuklara isim olarak konulmamalıdır.''

''İsim her dilden olabilir''
Yrd. Doç. Dr. Öztürk, ''İsim her dilden olabilir. Yeter ki anlamı güzel olsun, yaşadığı toplum ve kültüre yabancı olmasın'' dedi.
Barış, Mert, Özgür, Sevgi gibi isimlerin kullanılabileceğini, aynı şekilde Kerim, Macit, Zeynep, Hasan, Abdullah, Kevser, Abdurrahman gibi isimlerin çocuklara verilmesinde bir sakınca olmadığını aktaran Öztürk, isimlerde Allah'a kulluğun ifade edilmesi gerektiğini vurgulayarak, İslam büyüklerinden hatıra kalan isimlerin kullanılabileceğini, halk arasında yaygın olan Fatma, Ayşe, Ahmet, Mehmet, Muhammet, Mustafa, Zeynep gibi isimlerin de benimsendiğini söyledi.
Kaynak 

Türkiye'de en çok kullanılan isimler;
Türkiye'de son 10 yılda en çok kullanılan erkek ismi Yusuf, Arda, Mustafa, Mehmet ve Ahmet olurken kadın ismi ise Zeynep, Elif, Yağmur, İrem ile Merve oldu.

Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü istatistiklerine göre Türkiye'de özellikle de ailelerin son 10 yılda dünyaya gelen erkek çocuklarına en çok verdikleri isimlerin Yusuf, Arda, Mustafa, Mehmet, Ahmet olduğu bildirildi.

ERKEKLERDE ARDA VE YUSUF KIZLARDA İSE ELİF VE ZEYNEP EN YAYGIN İSİMLER
Kurum istatistiklerine göre 2006-2008 yılında Arda, Yusuf, Mehmet, Mustafa ve Emirhan,
kızlarda ise Elif, Zeynep, İrem, Büşra, Merve oldu.
2009-2011'de ise Yusuf, Arda, Mustafa, Mehmet, Ahmet,
kızlarda ise Zeynep, Elif, Yağmur, İrem, Merve isimleri kullanıldı.

HEM ERKEK, HEMDE KADINLARA VERİLEN İSİMLER;
Nüfus Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü rakamlarına göre;

Türkiye'de;
Adı Yaşar olan erkek sayısı 244 bin 556 adı Yaşar olan kadın sayısı 52 108

Adı Ayhan olan erkek sayısı 14 bin 3879 adı Ayhan olan kadın sayısı 25 bin 696

Adı Dursun olan erkek sayısı 135 bin 177 adı Dursun olan kadın sayısı 42 bin 237

Adı İsmet olan erkek sayısı 136 bin 466 adı İsmet olan kadın sayısı 42 bin 181

Adı Muzaffer olan erkek sayısı 125 bin 302 adı Muzaffer olan kadın sayısı 24 bin 197

Adı Ümit olan erkek sayısı 112 bin 815 adı Ümit olan kadın sayısı 12 bin 210

Adı Özgür olan erkek sayısı 88 bin 644 adı Özgür olan kadın sayısı 8 bin 630

Adı İlhan olan erkek sayısı 87 bin 450 adı İlhan olan kadın sayısı 8 bin 886

Adı Hikmet olan erkek sayısı 80 bin 635 adı Hikmet olan kadın sayısı 60 bin 143

Adı Yüksel olan erkek sayısı 79 bin 783 adı Yüksel olan kadın sayısı 98 bin 938

Adı Özcan olan erkek sayısı 75 bin 428 adı Özcan olan kadın sayısı 8 bin 338

Adı Fikret olan erkek sayısı 70 bin 869 adı Fikret olan kadın sayısı 9 bin 291

Adı Cihan olan erkek sayısı 65 bin 395 adı Cihan olan kadın sayısı 3 bin 509

Adı Şerif olan erkek sayısı 57 bin 519 adı Şerif olan kadın sayısı 3 bin 394

Adı Deniz olan erkek sayısı 56 bin 386 adı Deniz olan kadın sayısı 81 bin 498

Adı Servet olan erkek sayısı 48 bin 660 adı Servet olan kadın sayısı 30 bin 344

Adı Yücel olan erkek sayısı 44 bin 504 adı Yücel olan kadın sayısı 9 bin 737

Adı Sefa olan erkek sayısı 40 bin 145 adı Sefa olan kadın sayısı 7 bin 217

Adı Hidayet olan erkek sayısı 31 bin 551 adı Hidayet olan kadın sayısı 30 bin 815

Adı Sezer olan erkek sayısı 27 bin 499 adı Sezer olan kadın sayısı 7 bin 996

Adı Olcay olan erkek sayısı 17 bin 790 adı Olcay olan kadın sayısı 11 bin 216

Adı Saffet olan erkek sayısı 16 bin 227 adı Saffet olan kadın sayısı 7 bin 649

Adı Güngör olan erkek sayısı 15 bin 468 adı Güngör olan kadın sayısı 16 bin 23

Adı Durdu olan erkek sayısı 13 bin 19 adı Durdu olan kadın sayısı 50 bin 782

Adı Günay olan erkek sayısı 11 bin 521 adı Günay olan kadın sayısı 39 bin 972

Adı Ömür olan erkek sayısı 11 bin 472 adı Ömür olan kadın sayısı 11 bin 431

Adı İlkay olan erkek sayısı 10 bin 443 adı İlkay olan kadın sayısı 25 bin 325

Adı Kamuran olan erkek sayısı 10 bin 340 adı Kamuran olan kadın sayısı 13 bin 125

Adı Kudret olan erkek sayısı 9 bin 244 adı Kudret olan kadın sayısı 52 bin 200

Adı Satı olan erkek sayısı 8 bin 630 adı Satı olan kadın sayısı 125 bin 424

Adı Şenel olan erkek sayısı 8 bin 428 adı Şenel olan kadın sayısı 20 bin 192

Adı Elvan olan erkek sayısı 8 bin 11 adı Elvan olan kadın sayısı 25 bin 519

Adı Seyhan olan erkek sayısı 7 bin 901 adı Seyhan olan kadın sayısı 49 bin 147

Adı Zülfü olan erkek sayısı 7 bin 512 adı Zülfü olan kadın sayısı 7 bin 235

Adı Muhterem olan erkek sayısı 7 bin 454 adı Muhterem olan kadın sayısı 12 bin 702

Adı Güner olan erkek sayısı 7 bin 437 adı Güner olan kadın sayısı 36 bin 886 olduğu belirtildi.
Kaynak.

6 Ekim 2012 Cumartesi

İSTANBUL'UN KURTULUŞU

6 Ekim İstanbul'un düşman işgalinden kurtuluşunun yıl dönümüdür.
Pek çok kişi fetih ile kurtuluşu karıştırır, 6 Ekim'de okulların niye tatil olduğunu anlamaz ama ikisi farklı şeylerdir.
İstanbul'un kurtuluşu hakkında ayrıntılı bilgi verelim;
 
İstanbul ilk çağlardan itibaren bütün milletlerin iştahını kabartan bir yerleşim yeri olmuştur.
O yüzden, birçok ülke, kendi merkezlerini bu önemli topraklara taşımak için birçok savaş yapmıştır.

Mondros Ateşkes Antlaşması’ndan sonra İngiltere, Fransa ve İtalya’nın oluşturduğu üçlü blok ülkeleri Anadolu’yu işgale başlamışlardı. 
Bu antlaşma gereğince 6-12 Kasım 1918 tarihleri arasında Çanakkale Boğazı düşman savaş gemileri ile kuşatılmıştı. 
Boğaz’ın güvenliğini sağlamak amacıyla 13 Kasım 1918 tarihinde düşman gemileri bu sefer İstanbul açıklarına demirlediler. 
Özellikle İngilizlerin gözü İstanbul üzerinde idi; hatta bu konuda diğer devletlerle ciddi tartışmalar yaşandı.

İşgalci kuvvetlerin baskısı giderek artıyordu. Bu baskılara dayanamayan padişah, 21 Aralık 1918 günü meclisi dağıttı. Tevfik Paşa, Damat Ferit Paşa ve Ali Rıza Paşa sırayla Osmanlı Hükümeti’ni kurdular. Ankara’da Kurtuluş Savaşı’nı çoktan başlatan Mustafa Kemal Paşa, bu hükümetlerin hiçbirini tanımadığını ilan etti. Ali Rıza Paşa, Mustafa Kemal’i kızdırmamak için kendilerine Ankara Temsil Heyeti teklifinde bulundu. Mustafa Kemal ise bir şart ileri sürdü. 
Buna göre, Meclis-i Mebusan hemen toplanacak ve Sivas Kongresi’nde alınan kararları tanıyacaktı.

Hemen seçimler yapıldı ve seçilen isimler İstanbul’da toplandı. 
12 Ocak 1920 günü Erzurum ve Sivas kongre kararları “Misak-ı Milli” kararları olarak kabul edildi ve bütün dünyaya duyuruldu.
Misak-ı Milli’nin, yani Ulusal And’ın kabul edilmesi işgalci devletleri korkuttu. 
Onlar da bunun üzerine 16 Mart 1920’de İstanbul’u işgal ettiler.

Fiilen gerçekleşmiş olan işgal, 16 Mart 1920 günü resmi işgale dönüştü. 
Gazi Mustafa Kemal Paşa, Adana treninden inip Haydarpaşa rıhtımına ayak bastığında düşman gemilerinin zafer bayrakları açmış şekilde toplarını sağa sola çevirerek İstanbul limanına girdiklerini, gayri Türk azınlıkların da sevinç çığlıklarıyla karşı sahilleri çınlattığını görünce,“Geldikleri gibi giderler“ demişti. 
Bu sırada kanlı olaylar meydana geldi ve durum Mustafa Kemal’e bildirildi. 
Meclis-i Mebusan’ı dağıttılar, halkın seçtiği milletvekillerini Malta’ya sürdüler.

Kurtuluş Savaşı’nın zaferle bitmesinden sonra Refet (Bele) Beğ komutasındaki bir Türk birliği İstanbul’a girdiyse de, işgali resmi olarak kaldıramadı. 18 Eylül 1923′de Batı Anadolu tamamen düşmanlardan temizlendi. Mudanya Ateşkes Antlaşması’yla İstanbul, Boğazlar Bölgesi ve Doğu Trakya kurtarıldı. İmzalanan Lozan Barış Antlaşması gereğince de düşman askerleri altı hafta sonra İstanbul’dan ayrılacaklardı.

24 Temmuz 1923 tarihinde Lozan Barış Antlaşması’ndan sonra 23 Ağustos 1923’ten itibaren düşman kuvvetleri İstanbul’dan ayrılmaya başladılar. 
Son düşman birliği ise 2 Ekim 1923 günü Dolmabahçe Sarayı önünde düzenlenen bir törenle Türk Alay Sancağı’nı selamlayarak şehri terk ettiler.

5 Ekim 1923′te şehrin Anadolu yakasına gelen Türk Ordusu, 6 Ekim 1923 günü coşkun bir bayram havası içinde, sevinç gözyaşları arasında ve çiçek yağmuru altında İstanbul’a girdi.
4 yıl 10 ay 23 gün süren işgal, Mustafa Kemal Paşa’nın sabırlı ve sağduyulu politikası sayesinde sona ermiş oldu.
O yüzden her yılın 6 Ekim’i böylece İstanbul’un kurtuluş günü olarak belirlendi ve kutlanmaya başlandı.
6 Ekim tarihi İstanbul’da ilk ve orta öğrenim okullarına resmi tatildir.

 İSTANBUL’UN KURTULUŞ SÜRECİ;
Yunanlıların İzmir'de denize dökülmesinden sonra Fahrettin Paşa komutasındaki Türk Süvari Ordusu hızla Çanakkale'ye doğru ilerlemeye başladı. 
Çanakkale'de bulunan İngiliz ordusu General Harrington'un emriyle savunma pozisyonu aldı.

İngilizler, TBMM hükümetiyle anlaşma yolları aramaya başladı.
İstanbul ve Çanakkale boğazlarının denetimini isteyen Ankara hükûmetine İngiliz başbakanı
Lloyd George'un reddiyle karşılaştı. Buna kabinesinden tepkiler geldi.
Winston Churchill'in başını çektiği bir grup bakan istifa etti.

Diğer taraftan İzmir'in Kurtuluşu'ndan sonra padişah Vahdettin ve Damat Ferit Paşa Eylül 1922'de ülkeyi terk etti.

2 Ekim
1923'de işgal kuvvetleri İstanbul'u terketti. 6 Ekimde Selahattin Adil komutasındaki Türk ordusu şehre girdi.
Kurtuluş Savaşı'nın zaferle bitmesinden sonra
Refet Bey (Bele) komutasındaki bir Türk birliği İstanbul'a girdiyse de, işgali resmi olarak kaldıramadı.

18 Eylül 1923'de Batı Anadolu tamamen düşmanlardan temizlendi.
Mudanya Ateşkes Antlaşması'yla İstanbul, Boğazlar Bölgesi ve Doğu Trakya kurtarıldı.
İmzalanan Lozan Barış Antlaşması gereğince de düşman askerleri altı hafta sonra İstanbul'dan ayrılacaklardı. 4 Ekim 1923 günü düzenlenen bir törenle Türk Bayrağı'nı selamlayarak şehirden ayrıldılar.

5 Ekim 1923'te şehrin Anadolu yakasına gelen Türk Ordusu, 6 Ekim 1923 günü coşkun bir bayram havası içinde, sevinç gözyaşları arasında ve çiçek yağmuru altında İstanbul'a girdi. 
Böylece 5 yıllık esaret sona erdi ve İstanbul kurtuldu.

Yazı için buradan ve buradan bilgi alınmıştır.

1 Ekim 2012 Pazartesi

BERKANT HAYATINI KAYBETTİ!

 
Bir süredir akciğer kanseri tedavisi gören Sanatçı Berkant Akgürgen (74), tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti.
'Samanyolu' şarkısıyla gönüllerde taht kuran Sanatçı Berkant, yaklaşık iki aydır Okmeydanı'ndaki Özel Memorial Hastanesi'nde tedavi görüyordu.
Akciğer kanseri sebebiyle burada kemoterapi gören Berkant yoğun bakıma kaldırılmıştı.
Ünlü sanatçı bugün sabah saatlerinde hayata gözlerini yumdu.
Haberin duyulmasının ardından ünlü şarkıcının yakın çevresi ve sevenleri hastaneye geldi.

Uzun süredir hastasının tedavi gördüğünü belirten Berkant'ın doktoru Deniz Şener, şöyle konuştu:
"Hepimizin başı sağ olsun. Çok sevdiğimiz bir sanatçıydı. Özellikle bizim neslimiz onu hep hatırlayacak. Berkant'ta tedavisi mümkün olmayan bir akciğer tümörü vardı. Vefatının nedeni de buydu. Kendisi kalp ve böbrek hastasıydı. Bunlarla başa çıkıyor ve hayatını sürdürüyordu. Birkaç ay içinde hızla kötüleşen akciğer tümörü nedeniyle hastanemize yatırıldı. Bilinci hiç kaybolmadı. Sevenleriyle, eşiyle vedalaştı ve bu sabah yaşamını yitirdi."
Çarşamba günü toprağa verilecek;

Çarşamba günü Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda yapılacak törenin ardından ünlü şarkıcı için Teşvikiye Camii'nde cenaze namazı kılınacak.
Berkant, Karacaahmet Mezarlığı'nda toprağa verilecek.
BİYOGRAFİSİ;

Berkant Akgürgen, (d. 31 Aralık 1938, Ankara) - (ö. 1 Ekim 2012, İstanbul), besteci, müzisyen, oyuncu.
Müzik dünyasında Berkant olarak bilinen Berkant Akgürgen, 31 Aralık 1938 de Ankara’da Elmadağ ilçesine bağlı bir belde olan Hasanoğlan’da doğmuştur.
Babası Hasan Akgürgen’in Köy Enstitüleri'ndeki görevi nedeniyle ilkokulu Hasanoğlan'da, ortaokulu Bilecik’ de okur.
Ortaokul sıralarında ilk olarak ağız mızıkası çalmaya başlar.
Ankara Atatürk Lisesi'nden Denizli Lisesi'ne yatılı geçer. Denizli Lisesi'nde ağız mızıkasına devam ederken piyano dersleri ile piyano çalmaya başlar.
Ankara'ya dönüp Kurtuluş Lisesi'nden 1956 da mezun olur.
On dört yaşında Dean Martin, Frank Sinatra ve Nat King Cole ağırlıklı şarkılardan oluşan geniş bir repertuara sahipti.
Sahneye ilk kez 1957'de Üstün Poyrazoğlu Orkestrası ile Bahçelievler Akalın Düğün Salonu'nda çıktı. 1960'da Jüpiter Kenteti adında bir orkestra kurarlar ve Ankara'da çeşitli gece kulüplerinde sahneye çıkmaya başlarlar.
Gitarda Yurdaer Doğulu, kontrbasta Atilla Özdemiroğlu, piyanoda Ertuğrul Çayıroğlu gibi müzisyenlerle çalışıyordu. 1957 sonlarına doğru Ankara Radyosu'nda haftalık programlarda şarkı söyledi.
1960'ta bahriye eri olarak askere gitti.
Bandoya seçildi ve İstanbul'da tenor saksafon dersleri almaya başlar ardından üç yıllık askerliği boyunca tenor saksafon çaldı.
1964'te askerlik bitiminde Ankara’ya döner, Yurdaer Doğulu ile yeni bir orkestra kurup çalışmaya başlarlar. İstanbul'da Kulüp Fuaye'den teklif alırlar ve İstanbul'a gelirler.
1965 yılında Vasfi Uçaroğlu Orkestrası'nın solistliğine geçer ve Kamuran Akkor ile sahneyi paylaşırlar. .1966 yılında İlk plağı "Cici Pabucum Cici”yi yaptı.
Aynı yıl daha sonraları Sezen Cumhur Önal ile çalışmaya başlar ve "Evvel Zaman İçinde" yi plak yaptı. Ardından "Ah Kızlar", "Bir İçim Su", "Doğum Günün Kutlu Olsun", "Sana Gönül Verdim" adlı şarkıları ile hit oldu.
1966 yılında kulüp çalışmalarını bırakır ve gazino çalışmalarına başlar.

1967 yılının Eylül ayında bir Metin Bükey-Teoman Alpay şarkısı olan "Samanyolu"nu seslendirdi. "Samanyolu" adlı bu şarkının 45'lik plağı bir milyonun üzerinde rekor satış yaparak Berkant'a platin plak kazandırdı.

"Samanyolu" Berkant ile özdeşleşir ve günümüzde bile hala popülerliğini koruyan bir parça olur.
Berkant'ın seslendirdiği, sözlerini Teoman Alpay'ın yazdığı ve bestesi Metin Bükey'e ait olan Samanyolu adlı şarkı, 1969 yılında Hollandalı pop şarkıcısı David Alexander Winter tarafından Oh Lady Mary adıyla seslendirilince batıda da tanınan bir parça haline geldi.
Fakat parçayı tüm dünyada tanıtan şarkıcı Patricia Carli olmuştur.
Şarkının plağı 1968 yılında 100.000'in üzerinde satarak Türkiye'de platin plak alan ilk plak olur.
SAMANYOLU
Sen kalbimin mehtabısın güneşisin
Sen ruhumun vazgeçilmez bir eşisin
Bir şarkısın sen ömür boyu sürecek
Dudaklarımdan yıllarca düşmeyecek

Ruhum senin kalbim senin ömrüm senin
Yıllar geçse ölmeyecek bende sevgin
Bir şarkısın sen ömür boyu sürecek
Dudaklarımdan yıllarca düşmeyecek

Uzaklara kaçıversek seninle biz
Birgün elbet göze gelir bu sevgimiz
Bir şarkısın sen ömür boyu sürecek
Dudaklarımdan yıllarca düşmeyecek

"Samanyolu"dan sonra film ve plaklara Türkçe beste çalışmaları yapar.
"Nisan Yağmuru", "Mevsim Bahardı", "Hayat Sevince Güzel", "Bülbül Yuvası" gibi çalışmalar yapar. 
Bu arada film teklifi alır ve Gönül Yazar ile "Trafik Belma" filmini yaparlar.
1975 yılında son plak çalışması olan "Fani Dünya - Izdırap Çocuğu" yayınlanır.
1980'li yıllarda gazinoların azalması ve taverna çalışmalarının çoğalması nedeniyle Avrupa turneleri ve otel gece kulüplerinde programlar yapmaya başlar.

Yedi filmde baş rol oynadı. 80 adet 45'lik plak, 1 adet longplay doldurdu.
1993'te hit şarkılarından oluşan bir kaset ve CD'si yayımlandı.

Evlilikleri: 
1.evliliği:1972 yılında “Bayan Bacak” lakaplı Serpil Örümcer'le evlendi, bir yıl sonra 1973 yılında boşandı.
Bu evliliğinden Fulya Akgürgen (d.1973) adında bir kızı var. 
2.evliliği: 1975 yılında Engin Akgürgen ile evlendi. Bu evliliğinden biri Öykü Akgürgen adında olmak üzere iki oğlu var.


Bir süredir akciğer kanseri teşhisi ile tedavi gören Berkant Akgürgen 1 Ekim 2012 tarihinde İstanbul'da hayatını kaybetti.
Çarşamba günü Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda yapılacak törenin ardından ünlü şarkıcı için Teşvikiye Camii'nde cenaze namazı kılınacak. Berkant, Karacaahmet Mezarlığı'nda toprağa verilecek.

*Biyografi buradan ve buradan alınan bilgilerle hazırlanmıştır.